31 Temmuz 2008 Perşembe

TABUTTA RÖVAŞATA

Dün akşama üzeri herkes aradı beni aç interneti,tv yi diye.
Durduk yere heyecan yaptık ülkecek :)
Ama heyecanlanacak kadar vardı.
Hemen aşağıya indim.İşyerinde tv var.
Bütün mehle toplanmış bizim işyerine :)
Sanki Haşim Kılıç ölüm haberi verecek :)
Millet pür dikkat.
Kimse kimseyi konuşturmuyor.Hani kaçarsa tarihi laflar falan.
Herkes korktu bu adamın yüzü niye asık.
Aha dedik kapattılar.
Vee son cümlede millet bastı çığlığı.
Neredeyse oynayacak millet.
Zaten babam ağlamış tv karşısında :)
O heyecana gelemez.
Gül reisi cumhur olduğunda da ağlamıştı peder.
Dün ki amca çok enteresandı."Bütün gece dua ettim gapatmayalar diye"
Güldüm dedim "bak duaların kabul olmuş amca"
Çok tuhaf bizim vatandaş.
Belki de hani hep dedikleri halkın gücü bu mu.
Neyse.
Gelelim karara.
Yüce mahkememizden 10 kişi AKp nin şeriat getireceğini umuyor.Hatta 6 sı kesinlikle umuyor.
4 kişide şeriat getirecek ama kapatacak kadar değil.
Para suyunu keselim diyor.
Biri de-ki o da haşim kılıç- hiç bir naneye gerek yok efenim bu dava baştan sakat reddedin diyor.
Ve sonuçta ipin ucundan alınan bir parti :)
Yani AKP ye para dayağı atıldı.
Yani laik mi değil mi şeriatçı mı belli değil.
Hem nalına hem mıhına alınan bir karar.
Dün kocayla dalga geçiyoruz.
Şimdi Tayyip başlayacak saldırmaya diye :)
Kİm leeen beni kapattıran haa deyip başta savcı,mahkemeden 6 kişi,aleyhte yazan yazarlar topuna girişecek diye :))))))
Ay ne komik olurdu.
Tabii ki şaka.
Böyle kötü şeyler olmaz bizim cumhuriyetimizde.

30 Temmuz 2008 Çarşamba

KISA KISA

Pazar günü ablamdan getirdiğimiz makine ile köşem koltuğum ile halıyı yıkadık kocayla.
Kocayla olmasına rağmen 6-7 saatimizi aldı.
Haşat olmuştuk.
Kocanın kolu ağrıdı biraz benim de ertesi gün kol ve bacaklarım hamlamıştı.
Ama koltuk ve halılarım tertemiz oldular :)
Pzt ve salı yağan yağmurdan da nasibimizi almadık çok şükür :)
İşyerinden hemen eve gelip halımı yağmurdan kurtardım.
****
Yine hafta içi izlemek üzere 5 cd kiraladık.
Martin scorsese ye dadandık.
Adam hep mafya temalı filmler yönetiyor.
Bir de hep 3 adet cd oluyor filmin uzunluğu.
Ama izlerken anlamadığın bir yer kalmıyor.
Birde Robert De Niro ve Joe Pecsı ikilisi muhteşem oluyor filmlerinde.
Biz eğlendik kocayla.
Dün kandil munasebetiyle izlemedik.
****
Kitaplarım bitmişti.
Almak için bir hafta içi Üsküdara indik.
Kitaplar çok ama çok pahalı. kitaba 74.00 ytl baydık.
Biraz çemkirdim ama indirmediler.
Kaliteli yayınevinden aldığım için indirim yokmuş.
Bu arada kız bana ilginç bir şey anlattı.
""Sol yayınevlerinden aldığınız için kitaplar pahalı.Eğer dini yayınevlerinden alsaydınız indirim yapardık.Çünkü sol yayıncılar bir çeviriyi 1 ayda yaparken muhafazakar yayınevleri 1 günde hemde öğrencilere yaptırıyorlar""
Yaaa.
Şaştım kaldım.
Tolstoy /Anna Karanina
Agatha Christine / Cenazeden sonra
Peyami Safa / Matmazel Noraliya'nın Koltuğu
Kemal Tahir / Devlet Ana
Kitaplarını aldım.Kemal tahir ile tolstoy kalın tuğla misali.
Yani diyeceğim o ki çok pahalı kitaplar.
Gerçi bana koymaz.O da insanın kendine yatırımı.
Bir tunik almam lazım,paraya kıyıp da alamıyorum.
Ama gittim tek seferde 75 kağıdı verdim.Hiçde içme koymadı.
Ama dediğim gibi o paraya daha fazla kitaba sahip olmalıydım.
****
O akşam Üsküdar klasiğimiz olan Katibim de kumpir yedik.
Sahilde oturduk ve ordan eve uzadık .

24 Temmuz 2008 Perşembe

PERİHAN MAĞDEN VE EZAN

İzine ayrılmadan önce p.mağden ezanla ilgili bir yazı yazdı.
Ve tabii muhafazakar medya hemen atladı üstüne.
Ben kendisini mümkün mertebe okuduğum için o yazısını farketmiştim.
Ama islami medya gibi bir tarafımdan anlamadım.
Ki zaten kendisi de belirtti dinsiz olduğunu.
Şimdi dinsiz birinin uykusundan ezanla uyandırıldığını düşünün.
İslami medya hemen hamasete başlamış.
Yok işte bu ezan susmaz,vatan bölünmez falan :)
Ya kadın susturun demiyor ki.
Bu kadar yüksek sesle -ses bombası diyor- uykumdan uyandıramaz beni ,senin dini ritüelin demeye getirdi.
Şimdi bende namaz kılan bir müslüman olarak yazıyı dikkatle okudum.
Hatta bugün tekrardan geçtim ben mi yanlış anladım acaba diye.
Yoo
Aynen dediğim gibi.
O kadın kadar cesur değilim.
Ama o dinsizlik hakkı kadar dindarlık hakkını da savunan biri.
Yani özgürlüğü.
Nuray mert in türbanlılara bazen bu konuda taş attığı gibi.
Sadece mazlum olan siz değilsiniz.Başkaları söz konusu olduğunda -mesela kürtler- o eğitim özgürlüğünüzden eser kalmıyor der.
P.mağden de aynen öyle.
Benim dinsizlik hakkımı ezan bombası elimden alamaz diyor.
Şimdi objektif olarak düşünüyorum.
Kendi evimde ezanı dinlerken bende bazen hayıflanırım.
Neden daha güzel okumuyor müezzin.
Ya da az daha bağırırsa sesi çatlayacak vs gibi eleştirilerim oluyor.
Şİmdi ben ezan sussun demeye mi getiriryorum.
Hem ne kadar yüksek sesle okursan oku,namaz kılmayan gene kılmayacak.
Zaten ezana göre kılmıyoruz ki namazı.
Vaktine göre kılıyoruz.
Yani bir ritüel.
Ama insanı şevklendirmesi,heyecanlandırması,duygulandırması gereken bir ritüel,başkalarını hele ki dinsiz olanları rahatsız edecek seviyede olmamalı.
Aksine ezan sesiyle onlar da mest olmalı.
Yani dinin zaten amacı o.
Sevdirmek,nefret ettirmemek.
Biz ne yapıyorz hemen sırtlan gibi ezana laf etme dayılanmaları.
E haksız değil ki kadın.
Eleştiri kültürümüz olmadığı için hemen islama küfür ediyor zannediyoruz.
Türk müslümanlığı zaten estetikten,zevkten mahrum olduğu için,biraz daha medenileştikçe,dünyaya açıldıkça daha fazla eleştiri alıcaz ve yavaştan öğrenmeye başlıycaz bizde.
Medeniyeti,eleştiriyi,estetiği.

23 Temmuz 2008 Çarşamba

KREDİ BELASI

Piyasalar kıpırdamıyor ya.
Sebeplerinden birini yazmış osman özsoy haber7 de.
Zaten benim de dilimdeydi hep.
Millet krediye ya da kredi kartına ödüyor paracıklarına.
Kendisine de kala kala 3/1 kalıyor :)
Faizler düştüğü için bizim millet hemen saldırdı ev kredisine.
En azı 10 yıl ya bu kredilerin.
Ve her ay en az 1000 ytl ödeyeceksin.
Bir de benim gibi kronik kredi kartıyla boğuşanlar var :)
İhtiyaç kredisi alan alana zaten.
Üçtü beşti derken maaşınızın neredeyse tamamı bankanın cebine.
E esnafta kan ağlar tabii.
Maaşı aldığında doğru bankamatiğe gidiyor vatandaş alışverişe değil.
Ha kalırsa cüzi bir miktar o zamanda en çok hitiyacı neyse onu alıyor.
Keyfe değil ihtiyaca binaen.
Bu ne demek oluyor?
Borçlar bitecek maaşlar cebe kalacak.
Bak ozaman piyasa nasıl şahlanıyor kolbaşını kıratı gibi :))

21 Temmuz 2008 Pazartesi

BEŞ ÇAYI

Güneşli ikindi vakitleri.
Püfür püfür balkonumuz.
Masamızda çaydanlık.
Babam üstüne havlu örtmüş.
Demi iyice otursun diyerekten.
Boğa burcu ve şeker hastası bir babanız varsa o çay donsuz olmaz.
Yanına salçalı biber kavurma ya da alt kattaki yufkacıdan alınıp yapılmış gözlemeler.
En kötü petibör bisküvi.
Allahım o ne güzel lezzet.
Belki de o anın verdiği zevkten yediğimiz her lokma çok tatlı.
Küçüğüm.Annemle ve babamla ablamla çay keyfine ortak oluşum belki de.
Yazları annem beni mutlaka karşı konfeksiyonlara ortacı verirdi.
Sürtmeyeyim diye bütün tatil boyunca.
Ama ne yapar eder o çay saatine müdahil olmayı bilirdim :)
O yüzden evlenirken balkonumun büyük olmasını çok istedim.
Gerçi keyfini süremiyorum o ayrı.
Biz de yazları balkon demek.Akşam çayı demek.Muhabbet demek.
Kuzenim de aşağıdan farkedince hemen gelirdi yukarı.
Zaten gelmeden hazırdı bardağı.
Alışkanlık belki.
İşyerlerinde de mutlaka kendi çapımda yaşatıyorum ikindi çay faslımı.
Zulamdan çıkan nevale.Ve bir bardak çay.
İçerken hep aklıma geliyor o küçüklüğümden kalma çay muhabbetleri.
Herkes o anda ara verirdi her işine.
Hani evde paydos vaktiydi.
Birde saat 3-4 gibi ocakta su kaynıyorsa bilirdim ki yine çay içicez ailecek.
Böyle ufak tefek hatıralar insanın aklından hiç çıkmıyor.
Petibör biskuvi benim aklıma hep babamı getirir.
İkindi çayları babamın bir fantezisi ki çalışırken bile yapardı.
İnşaata sepetle çay bardakları ve termosta çay giderdi.
Giderkende bakkaldan petibör.
O iş hep benim vazifemdi.
O zamanlar saat kavramımda yok ama o vaktin geldiğini anlar eve giderdim hemen.
Annem sepeti hazırlamış.termos hazır.
Petibörü de yolda alırdım doğru babamın inşaatına.
Ben geldiğimde paydos verilirdi.
Ben kenarda payıma düşecek petibörü beklerdim nazlı nazlı :)))
Babamlar içerken ben inşaatları gezerdim.O yüzden mahalledeki bütün evlerin planını bilirim :)
Ben oyalanırken babamlar çayı içer bitirirlerdi, ben nevaleyi toplar doğru eve.
Ertesi gün o vakit yine oyundan kalkıp koşturarak eve.
Düşünüyorumda babamda amma ehli keyif adammış.
Bizde hizmetkarları.
Gittiğim inşaatın müteahhitleri beni hep oğullarına alırlardı.
Yaa babasına çay getiren geliz kız :)
Utanırdım o lafları yiyince ama petibörü kapmadan kaçmazdım bir yere :)
Etesi gün nazlanırdım bazen anneme.O adam beni kızdırıyor diye.
Annem gülerdi ve haydiii derdi işine :)
Gidene kadar diyeceğim lafı düşünürdüm.
Ama tekrarlayınca gelin kız lafı yere bakardım hafiften gülerek.
Geldi geçti o günler.
Şİmdi ne o müteahhitler kaldı.
Ne de babamın çay keyfi.
Zaten bende uçtum o balkondan...

17 Temmuz 2008 Perşembe

ÇALIŞAN KADINLAR

İş hayatında çalışan kadınların oranı,boyuna düşüyormuş.
Nedeni muhafazakarlık falan değil.
Bal gibi yetiştirememek.
Ya kart kurt kariyer sahibi bir kadın.
Ya da bir baltaya sap olamamış bir anne.
Ya ev işlerinden anlamayan yılın elemanı.
Ya da ev işlerinde mahir,usta aşçı ama vasat eleman.
Ya süslü kokoş ,beş parasız.
Ya kocaya ilgi ya uykusuzluk seç ikisinden birini :)
Bu seçeneklerden hangisini seçersen seç bir yanın eksik kalıyor.
Çalışan özgür kadın teraneleri de yalan.(Binde bir onlar.)
Çalışan modern köleler.
İşin bir de çocuk boyutu var ki beni hayli düşündürüyor.
Biyolojik saatim kaçmadan,
e sap olacağım baltaya da bu kadar yaklaşmışken,
para da koymadık kenara masraf için,
e daha gezmedim tozmadım çocuğa mı yatırım yapıcam,
kimsesiz mi olucaz yaşlanınca,
yaşıtlarımın hepsi çocuklu,
şu ingilizceyi de bir halledeyim,
hem ben despotum çocuğa eziyet ederim,
kendi psikolojimi düzeltmeden imkan yok çocuk yapmam,
daha evleneli ne oldu,uzmanlar 5 yıl geçsin diyor,
yaşın geçecek sonra istesende allah vermez korkutmaları,
falan filan feşmekan derken yıllarınız geçiyor.
Mehveş emin nin bu yazısını okuyunca dünyadaki hemcinlerimle aynı şeyleri düşündüğümü anladım :)
Almanya da çocuk doğduğunda devlet ;ücretsiz, sana bile sormadan bakıcı gönderiyor ilk aylarda.
Hani sen bakamazsın bizim müstakbel vatandaşımıza diye.
Zaten verilen paralar,destekler cabası.
Ve daha neler neler.
E buna rağmen doğurmuyorlar ya yuh.
O imkan bizde olsun Çin i 5 e katlarız biz be.
Bu kadar soruya,yoksunluğa rağmen bizim kadınlar ha babam hamile.
Cesaret mi cahillik mi anlamadım.
Çocuk doğurduğumda gözüm arkada kalmayacak,maddi sıkıntı çekmiycem,devletin elini sırtımda hissedicem,çocuğu okula başlatana kadar kendim bakıp sonra hiç bir şey olmamış gibi işime geri dönebileceğim bir ülke arıyorum :)
Bulursam dörtlemezsem ne olayım :)
Hem tek çocuk da olmaz.Kardeşsiz olamaz.Kardeş şart.
Neyse bu günde memleketin bu sorununu hallettik bakalım :)
Bu arada RTE 3 çocuk diyorya sonuna kadar katılıyorum.
3 ya da 5 .Allah ne verdiyse :)))

16 Temmuz 2008 Çarşamba

YAĞMUR

Bu ne güzel yağmur böyle :)
Yağmur yağarken her damlaya bir melek eşlik ettiği için rahmet yağıyor derler.
Ve yağmur yağarken edilen dualar makbul olur.
Dua ettim bol bol :)