10 Eylül 2011 Cumartesi

İZİN BİTİYOR

Üsküdar a inelim dedik.
İkindiden sonra anca.
Uyudu uyandı yemek namaz ikindi oluyor.Bahanemizde hazır güneş geçsin diye.
Neyse hanımefendiye terlik aradık durduk.Balkon terlikleriyle boğuşuyor.
Bir tane aldık şeffaf güllü müllü bişey.
Ama sahilde yürüyor biz gülmekten geberiyoruz :))
Şıpıdık şıpıdık öttürerek gidiyor.
O da beğendi sesini nasıl vuruyor yere yürürken.
Ne deniz gördü gözü ne vapur.
Gözler terliklerinde.
Gelene geçene gülüyor millet haşat oluyor :)
Zararsız ziyansız geçti elh.
*
Otobüsteyken kardeşim aradı,bize gelmiş kapıda ambulans polis arabaları falan.
Ne olduğunu da öğrenemedi leyla.
Tabi ben meraktan öldüm.
Yeni kiracılardan biri intihar etmiş.
Yayılan dedikodu bu.
Ben okula gitmediğim gün hocalar kavga ederdi,işe gitmediğim gün patron olay çıkarırdı falan.
Vukuatlara şahit olamamak gibi bir yeteneğim, kaderim var.
*
Yarın eltim,kocanın dayısı teyzesi misafirim.
akşam çayına.
Çok hoşuma gidiyor misafirlikler.
Geçen gün balkonda kocaya "ya biz birine çaya gidelim yada biri bize gelsin çok daraldım" dedim.beş dk geçmeden kuzen aradı çaya gelicez diye.
Çok sevindim ve şaşırdım.
Birşeyi çok isteyince Rabbim nasip ediyormuş hakkaten :))

9 Eylül 2011 Cuma

TÜRBE GEZİMİZ

Koca izinde.
Yıl içinde planladığımız herşeyi unuttuk.
Hep yapmaktan sıkılmadığımız birşeyi koyduk listede en öne: türbe gezmek.
Kocamustafa paşa da ki sünbül efendi ye hiç gitmemiştik.
Oraya gittik ve ben mahalleyi çok sevdim,oturabilirim orada.
Yusuf sinan nam-ı diğer sünbül efendi,çifte gelinler(hz.hüseyinin kızları rivayete göre)
Türbedarın karısı ile lafladık.
Gördün mü himmetini?- görülmezmi dedi,zorladım ama anlatmadı.
Muharrem ayında aleviler çifte gelinlere akın ediyormuş yanlız türbeye ayakkabılarıyla giriyorlarmış,müdahale edince de "vergi veriyoruz biz" diyorlarmış!!!
**
Ordan merkez efendi ye gittik.
Çilehaneyi görmek için çok heveslenmiştim,geçen sefer çok etkilenmiştim çünkü.
Türbeler müdürlüğünü iki kere arayıp restorasyon varmı yokmu diye aradık,yok dediler,veee sürprizz.
6 aydır restorasyondaymış.
Topkapıya gidiyorsun ümraniyeden.
çıldırmamak elde değil.
iki çocukla.
**
Ordan da atladık taksiyle yavuz selimin türbesine.
Yaklaşık 2 saat vakit geçirdik.
Restorasyondaydı hamileyken gittiğimde.
tertemiz olmuş,miss gibi.
Ve hayatımda ilk defa kadınlara ayrılan mescidin havadar geniş olanıyla karşılaştım ve çok mutlu oldum.
Yavuzuma da bu yakışırdı.
Tertemiz,halılar krem rengi,caminin içi de kendi gibi,,sade ve ağır.
büyük, sakin.
Arka tarafta oturma yeri var.banklar vs.
Merkez efendi köftecisinden ekmek arası yaptırıp ayranla yedik,karşımızda haliç,boğaz.deniz püfür püfür esiyor.
Feryal durmuyor hep peşinden koş.
kediler bu kediler,uyuz oluyorum camilerin bu tarafına.
Yavuzun eşi kanuninin annesi Hafize sultanın türbesi bir asır önce depremde yıkılmış yarıya kadar.
Biraz hüzünlendim kabrinin başında.
Nasıl bir eşmişsin nasıl bir anaymışsın sen dedim.
Rabbim hepsinin kabrini nur etsin,himmetlerini üzerlerimizden eksik etmesin.
Amin.
***
Bu gezide ablamları da aldık yanımıza,maideyi de tabii.
Bi uslu bi uslu.Feryali kudurttu sürekli.
Güzel anlar paylaşıldıkça değerleniyor.
Kocayla gitmiştik ama ablamlarla gitmek çok farklıydı.
Çok memnun oldular mihmandarımızdan :)
Feryal fatihte uyudu veznecilerde uyandı.
Kocayla tanıştığımız pastanede bir çay tatlı yaptık,doğru eve.
***
Gezmeyi seviyorum.
Rabbim!bana istanbulun tadını çıkarmayı nasip et.

31 Ağustos 2011 Çarşamba

YAŞ 30

Dün 30 yaşımıza girdik.
Hey maşallah.
nasıl da geçmiş 30 yıl,bomboş.
20 ile 30 arası çok şey yapmak istemiş ama nasip olmamış bir şekilde,heyheyli,gergin,güzellikleri de olan koca bir aralık.
hani yaşlılar derler ya "ömür nasıl geçti anlamıyorsun" yuh derdim.
Otuzu anlamayan altmışı da anlamaz.
Daha güzel günlere inş.
***

31 Temmuz 2011 Pazar

HEY MAŞALLAH


Yazı yazmayan bloglara sinir olurdum.

Ne işleri var sanki,okuyoruz ya.. diye diye kapatırdım sayfayı.

Hakikaten insanın eli değmeyebiliyor.

Kaç aydır bilgisayara elimi sürmedim.

Klavyem de zayıflamış zaten.

Gazeteye bile bakıyorum,okumuyorum.

Feryal hanımdan hiç fırsat kalmıyor.

Kalınca da okunacak kitabıma ve kurana veriyorum o dakikalarımı.

Bilgisayar internet o kadar gereksiz geliyorki.

Olmasa da olurmuş demek ki.

Face twit vs hiçbirşeye takıntım da yok üyeliğimde.

Aslında özgürüm.

Mailime bile bakmıyorum.

Önemli birşey olursa telefondan ararlar diye.

Saldım biraz sanal medyayı.

Köşeyazarları bile acil gelmedi bana.

Annelik hayatındaki sıralamaları değiştiriyor.

Biraz da sohbet dinliyorum ve bu bana dini okumaların ve dinlemelerin daha kıymetli olduğunu hissettiriyor.

Yani mutluyu yada fatmanın köşesini okumaktansa birkaç sayfa kuran okumak daha anlamlı geliyor :)

***

Feryal 15 ay oldu nerdeyse.

Bebeğin keyfi 14 aydan sonra çıkıyor.

Boku nezaman çıkar bilmiyorum.

Bazen çıldırttığı oluyor.Doluyorum,sinirlerim bazen laçka gibi oluyor,çığlık atasım geliyor vs.

Ama iyikide yapmışım bu bebeği dedim anlar var tabiiki.

Şımarır gibi hareketler yapıyor,oyunlar,çığlıkları vs.

Senden bir parça.

Çok enteresan bir duygu.

hala bana bakarken bu benim kızım mı diyorum.

hala yüzünü seyrediyorum.

Ama rüyalarıma pek girmedi daha.

***

Park maceralarımız oluyor.

Not aldım,yazıcam.

Dışarı alıştırmadan yazı atlatmayı düşünüyorum.

***

Ramazan geldi.

Biraz tedirginim.İki senedir kaytarıyorum ve bu sene bebek var.

Hayırlısı.Her sene bu korkum olur ve ilk iftarda geçer.

***

Bu sene teravih kılmak istiyorum ama arkadaş arıyorum..

Buyuk çocuğu olsun feryale baksın,ben de sıkılmadan teravih kılayım.

Bakalım nasipse gelir elden yemenden.
***

Herkes tatilde.

Ya köyünde ya denizinde.

Biz İstanbul u bekliyoruz

21 Haziran 2011 Salı

MİSAFİRLERİMİZ VAR

torun sevgisi ne kadar başkaymış.
Bu sıcakta asla evlerinden çıkmayan dedeler,istanbula görmeye torun görmeye geldiler.
Hanımefendi ilk gün ağırdan aldı ama şimdi iyi.
Yalnız dedelere biraz soğuk.
Düşünüyorum da ne kadar sakin oturuyorum.Sanki yapacak hiçbirşeyim yok.
Normalde kayınvalideler gelmesine yarım saat kalana kadar yorgunluktan ölüyordum.
Ne yani bütün vaktimi yemek mi alıyordu.
Şimdi öyle oturuyorum.
Biraz dinlendim açıkcası.
Feryal ne kadar benden başkasında durmasa da, biraz oyalıyorlar işte.
Namaz niyaz da yok.
Sakinim,dinginim :)
Havalar bunaltmadan kaçmak istiyorlar.
Koca da izinli.
Havalr ne kadar güzel.
parlak güneş ama serin rüzgar.
Ceyranda kalmasın diye küçük hanım ,büyükler sıcaklıyor.o derecede rüzgarlı.
Çayı yemeği daha sakin yiyoruz.sanki o da etkiledi bizi.
Normalde hep bir koşturmaca vardı benim evde.
Neyse ne.güzel ortam işte.

15 Haziran 2011 Çarşamba

KAKILMIŞ

Hiç bugün ki kadar ev işini yaptığım günü hatırlamıyorum.
Evi süpürüp sildim,halılar çırpıldı.Balkon sonunda hep yıkanır.
Cam bezi almıştım pahalılardan.microfiber mi ne.
Denemez olaydım.Camlar pırıl pırıl olunca tül perde kirli olmaz.
Onları yıkadım sırayla,ütüledim astım.
En son posta çamaşırı da asınca oturdum biraz.
Bütün bunları yeni yürümeye başlayan bir kız çocuğuyla yapmak zor.
Gerçi ilk günkü gibi değilim.
Dikkat edilmesi gereken yerleri biliyorsun.Silme suyu duşakabinin içinde ve kapalı olmalı.
Heryere benden önce adımını atıyor :)
Normalde sinir olunması gereken bir durum ama çocuk psikolojisi vs diye düşününce,sürekli dilimde "gel annecim" oluyor.
Kızmıyorum.merak hadsafhada ve kirli nedir bilmeyen bir bıdık :)
Şimdi uyku akıyor benden.
Özgüranneyi okudum da benim de yazasım geldi.
Sinir krizi geçirmek üzere olan annelerin filmini çekmek istiyorum diyor :)))
Evet.ben hayatımda hiç birkaç saniye içinde sinir krizi geçirmedim.anne olunca oldu ama :)
Alışıyor insan.Sakinliğe de anneliğe de

14 Haziran 2011 Salı

YAŞASIN AMPUL KAFALILAR

Yeni yazı yeni iktidarla geldi.
Evet yaşıyorum..
Kızım 13 aylık bir bızdık oldu.
İlk antibiyotiğimizi alacak kadar ana-kız-baba hasta olduk.
Acillere taşındık gece yarıları.
Tam 13 ayı bittiği gün pıtır pıtır yürümeye başladı.
Ben tam bir evhanımı oldum.
Çamaşır as kurut ütüle ve bunları yaparken gaayet mutlu oluyorum.
İçselleştirdim sanırım :)
Okulumun pilav gününe gittim ve okulumu sevdiğimi anladım 10 yıl sonra.
Katsayı ayrıı okul sıralarımdaki anılarım ayrıymış.
Mitinglere gittim kızımla.
O havayı biliyorum zaten.bebek arabasıyla konumumuzu aldık elimizde çubuk kraker ve su.
yandık amele gibi kızımla.
Bilgisayar nalları dikti.Yeni gıcır makine ve işletim sistemi ile ne kadar boşa yorulduğumuzu anladık.
Hayat gayet güzel aktı ve geçti.
Ölen yok,herkes yaşıyor.
Daha sık yazarım artık.