28 Şubat 2008 Perşembe

ABLAN KURBAN OLSUN SANA :)



Yaaa yine yaptı yapacağını bülent ablamız :)

Hoş ilk duyduğumda hiç ters tepki vermedim söylediklerine.

Çünkü mantıklı geldi.Bugünde "ölüm yerine çözüm diyorsam beni asın"diyor :)

Çok değişik bir insan.Nevi şahsına münhasır hani.

Bir kere hain değil.Kesinlikle.

Hatta ben onun ameliyatla cinsiyet değiştirmesini bile makul buluyordum.

Bülent ersoy bizim evde bir fenomendir.

O nezaman ekrana çıksa gülmekten ölürüm.

Hali,tavrı,sözleri,bizi hep güldürdü.Hiçbirzaman kızdırmadı.

Askerlik için dedikleri ise gayet mantıklı.

Ne gariptir ki o bir anne değil daha doğrusu doğuştanbir kadın değil ama söyledikleri gayet içten.

Ötekiler gibi osuruk atmıyor.Yürekten diyor o sözleri.

Ben ne zaman asker uğurlansa -çıkarılan gürültü ve azgınlıklara rağmen-hep duygulanırım.İçim bir hoş olur.

Ama ne zaman ki ne idüğü,ne zaman biteceği,kimin ortaya çıkardığı belli olmayan bir teröre evlat verilmesini içim almıyor.

Ki pkk yı devletin bile oluşturduğu komplo teorileri mevcut.

Öcalanın devlet desteği aldığı,istense şu dakika pkk nın bitireleceği ama biryerlerin buna izin vermediği hep gizli gizli dile getirilir.

Buna rağmen sen 19 yaşındaki genç bir erkeği,savaşın,ölümün kıyısına gönder,heba et.

Tamam biz müslümanız ve bizim için şehitlik çok yüksek bir mertebe.

Ama ille oraya erişmek zorunda değil mehmetcikler,teskere alıp daha yararlı bir vatan evladı olabilirler.

Şehit vermek için değil yaşatmak için bu erkek evlatlar var.

En güzel şartlarda,refah içinde,selametle yaşatmak için var bu devlet,bu millet,bu asker.

Belki bu düşüncelerim milliyetçilikten uzak olabilir.

Ama şunu düşünüyorum.Gerçek bir savaş olsa,ülke işgal edilse-uzak ihtimal değil kapı komşumuz 2003 ten beri işgal altında- işte ozaman ben erkek evladını göndermeyenin yüzüne tükürürüm.Kocayı,kardeşi,babayı gönül huzuruyla göndeririz.

Ama bu savaş değil.Bu kurgulanmış bir dünya oyunu.Diplomasinin gereğini beceremeyen siyasiler yüzünden evlatlar ölemez.Dün Suriye fiştekliyordu kıroları şimdi ABD,sonra ermenistan daha sonra allah bilir kimler olacak.Bu ülke menfaatleriyle alakalı bir süreç.

Gerçek bir savaş değil.Olsa canımız feda ama değil kardeşim.

Bir ergenekon çetesi.Aman allahım.Ülkeyi yöneten ne AKP ne MHP ne ecevit idi.Biz evlatlarını sorgusuz sualsiz askere gönderen,ama başörtülü isen o askeriyeye alınmayan,krizi kepengini kapatıp intihar ederek geçiren,kredi kartı yüzünden kendini bodrumda asan,kendi uçkur sevdasına töreyi kılıf yapana tükürmeyen,mecliste talkshow yapan vekillerimizi gülerek izlemek sorunda kalan,işsiz bir yığından oluşan ve çoğunun psikolojik desteğe ihtiyacı olan deli bir millet olduk çıktık.

Bir şehit annesi vardı hani.Hakkımı helal etmiyorum dedi.Oğlu 6 aylık asker iken güneydoğuda şehit düşüyor.tek erkek çocuk.Bilg mühendisi."Benim çocuğumun orda ne işi vardı daha doğru düzgün silah tutmamış.Hayatını orduya adayan askerin orda olması gerekir benim 6 aylık asker oğlumun değil"diye feryat ediyordu ve bu kadın türkiye tarihinde bir ilkti.O kadınla yapılan bütün röportajları hep takip ettim.İçi yandığı için sakınmıyordu laflarını ve o laflar çok güzel hedefini buluyordu bende.

Gerçek meselemiz yaşamak ağalar beyler.

İnsanca yaşamak,evlatlarımızı yaşatmak.

Depremle yaşamaya alışın diyorduya Işıkara.Erdoğan'da diyormuş terörle yaşamaya alışmalıyız.

Ya niye birisi çıkıp demiyor bol parayla yaşamaya alışmalıyız,refah içinde yaşamak zor ama yaşamaya alışmalıyız ,paralarımız taşıyor ama dökmemeye alışmalıyız,bilgi toplumu olduk bilgiyle yaşamaya alışmalıyız diye :))

Neyse.Biz her poka alıştık zaten :)

Geçen hafta sonu misafirlerimi ağırladım.Resimi arkadaşım gönderirise yayınlayacağım ama.ee ne demişler el şeyiyle gerdeğe girilmez :))

23 Şubat 2008 Cumartesi

ANKET

Bu anket Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlileri Oylum Korkut Altuna ve Ceyda Aysuna tarafından "Kitap Satın Alma Sürecinde Tüketicinin Satın Alma Kararını Etkileyen Faktörler" başlıklı çalışmada kullanlmak üzere hazırlanmıştır.
aşağıda linkini veriyorum.
üşenmeyin ankete cevap verin.
Kitaplar ucuzlasın ve her canımız istediğinde pervasızca evimize kitaplarımızı dolduralım :)

http://anket.marmara.edu.tr/v2/survey.php?sid=148

GEBERİYORUM

Geberiyorum
Kederdeeeeeen aaaaaaahhhh
Evet nükhet duru'nun hiç sevmediğim bir parçası.Zaten kendi de sevmez imiş.
Geberiyorum zira dün 12:30 da yattık.
Ki biz kocayla 11 i görmedik yaklaşık 3 aydır.
Tavuk gibi 10 :30 da çoktaan uyumuş oluyorduk.
Efendim niye geç yattık.Çünkü cumartesi ve pazar misafirlerim gelecek.
İkramlar problem değilde evi temizlemek vakit alıyor.
Allah razı olsun kocamda her şeye yardım etti.
Bitti şükür.
Bugün eve gidicem ve yarım saat sonra misafirlerim gelecek inş.
Yani hiçbirşeyi bugüne bırakamazdım.
Birde misafir içerde otururken mutfakta uğraşılmasını hiiiiç sevmiyorum.
Menüm güzel.Şayet makine bulursam yayınlayacağım :)
Pazar da arkadaşlarım gelecek.
O daha rahat çünkü pazar sabahı evde olucam.
İnş güzel bir hafta sonu geçirir herkes.Bereketli,yoğun,eğlenceli ve daha bir dünya dolusu şey :)

21 Şubat 2008 Perşembe

KIŞ GÜNEŞİ

Bu sabah istanbullular güneşli bir güne uyandılar.
Yerde çamurlu,pis,siyah kar havada parlak güneş.
Ne muhteşem! bir kompozisyon :)
Bu blogu oluştururken aslında evde yaptığım,yaktığım tarifleri de yazmayı düşünmüştüm.
Ama tabi bende dijital fotograf makinesi olmadığından yayınlayamıyorum.
Bu bizim kocayla tıkınmadığımız anlamına gelmiyor tabi :)
Benim kg gene aldı başını gidiyor.ne gitmesi koşuyor koşuyor :)
Çatlamaya,patlamaya başladı vücudum gene :(
Tam yürüyüş yapayım diyorum kar herrrrr yeri kaplıyor :)
İnsan bu kadar talihsiz olur :)
Bu aralar kabak tatlısına sardık.
2 cumartesidir pazardan alıp yapıyoruz.Ama ne güzel nimet yaa .
Kocayla öyle nefsimize sahibiz ki tencerenin başında bekliyoruz :)
İki tatlıcı bu şartlarda yanyana gelmemeliydi.
Birde 2 hafta sonudur misafir furyam var ama bir türlü gelemiyorlar.
Bu hafta sonu cmt günü ablam arkadaşıyla,pazar da ünv den arkadaşlarım gelecekler.
Kısmetse tabi :)
Ben bu arada boyuna ders çalışıyorum.
Malum aöf bir tarafımda patladı :)
Akşam kocayla vergi hukuku çalışırken esnaf muaflığı vardır yoktur derken benim fırındaki börek karakız olmuş :)
Az kalsın börekten muaf oluyorduk yani :)
Görüldüğü üzere kabak tatlısı,börek kelimeleri geçiyor demek ki boş durmuyorum :)
Az kaldı az.Bu yazıları evimde yazıp,yaptığım ikramları resimleriyle saniyesinde bloguma koyucam.
İnşallah tabii.

18 Şubat 2008 Pazartesi

KARLI HAFTA SONU


Evet karlı bir hafta sonu ama ne hafta sonu.
Cumartesi maide'nin doğum günü olduğu için,saat 1 den 3 e kadar hediye aradık ama önemli olan aradığımız zamanki hava şartları.
Hayır olay benim son dakikaya bırakmam herşeyi ve ablamın insanı sinir eden inadı.
Saat 3e kadar kocayla hediye aradık daha doğrusu bebek ayakkabısı satan mağaza aradık.
Yok yok yok.
İlk girdiğim yerden almayayım dedim hani kazık yemeyeyim.
Neyine senin uyanıklık bu karda hemde.Al,çık, defol git.
Yok ben arayacağım,beğeneceğim.
E tabi saat 3 oldu,kar tipiye dönüştürdü.G.ötümüz dondu,ıslandık,sinir harbi yaşadık.
Birde kar insanın gözüne gözüne yağdığı için-ki kocayla ben gözlüklüyüz yine gözümüzü kurtaramadık-yürümek,yön tayin etmek oldukça zor oldu.
Aaaa birde ikimizde de şemsiye :)))
Girdiğimiz dükkanlarda şemsiyeyi koyacak kova olmadığı için damlata damlata gezdik.
Mağaza personelini özel olarak yazıcam.Daha doğrusu alayını paspas edicem :)
Neyse benim gene gezinin orta yerinde şalterim attığı için eve gittik,hediye mediye almadan.
Açtım telefonu ablama.
"ben gelmiyorum başka zaman hediyemi gezerek alır sakin sakin gelirim.gelcez,nasıl gidicez bu karda,burası ümraniye gelemeyiz tekrar vs."
Tabi ablam çok üzüldü ve telefonu bir nevi yüzüme kapattı :(
Bende tabi oturduğum yerde kaldım b.k çuvalı gibi:)
Düşün taşın,empati yap,tabi bu arada kar inadına çıldırır gibi yağıyor.
Geçtim pencerenin önüne;benim kızımında 2. yaş günü olsa,dünden bu tarafa hazırlansam,kardeşlerim gelmese,karı bahane edip ne düşünürdüm acaba?
Tabii ki hepsini kardeşlikten men ederdim, bir torba dolusu küfürle:)
Vicdan azabıyla hemen kocayla hazırlandık,yolda İLK girdiğim yerden hediyemizi alıp,kar dansı yapa yapa ablama gittik.
Tabi sürpriz oldu.
Çocuğun bereketi -ya da ablamın inadı diyelim-15 kişi olmuştuk.
Güzel geçti.
Yeğenim 2.yaşını kutladı :)Allah nice yıllara ulaştırsın bizi.
Gelelim pazar gününe:
Doğumgününden kalan erzakları zulalayıp eve getirmiştik,pazar günü yiyip içip oturduk :)
Çoook bereketli geçti yani:)
Bu arada arkadaşlarım gelecekti,kar nedeniyle iptal etmiştik.
Allahtan öyle olmuş çünkü bizim mahallenin elektiriği öğleye kadar yoktu :)


14 Şubat 2008 Perşembe

DÜĞMELERE BASILDI GENE

Yine başladı andıç medyası ayarlı haberlere.
Mini etekli kızlara şırınga ile kezzap atmışlar.
Alışveriş merkezlerinde namaz kılmalar-sanki başka yer yok,mağazanın önünde adam secdeye gidiyor ne seccade var ne birşey-
Tamamen düzmece haberler.
Yine ortalık karışsın,düzen bozulsun.
Şerefsiz olmak ne kadar kolay birşey.
Şuan bizim milletin eminim tek derdi borçlarıdır.
Yoksa başı açık,başı kapalı,laiklik,şeriat bilmemne hiçbiri umurunda bile değil.
Niye olsun ki.
Şu dakikaya kadar gelen müşterilerin hepsi ekonomiden,borçlardan,kredilerden bahsi açıp yine ne olacak bu milletin hali diye bahsi kapatıyorlar.
Bu mevzuların arasına -"ya şu türban meselesi ya da ne bileyim laiklik "deyin valla size öyle kallavi bir küfür sallarlarki duyanın gözleri yerinden çıkar.
Evet bir patlama olacak ama rejim patlaması değil.
Borçlu esnaf ve tüccar patlaması :((
Böyle önemli sorunlar varken gerçekten horoz dövüşü gibi Baykal ile Erdoğan'ın beyaz çarşaf güzellemeleri hiçde şık durmuyor.
Baykal'a anayasa değiştirilebilir mi diye soruyorlar,idam sehbasını göze alırsın,rejim değişir değiştirirsin diyor.
Lafa bak hizaya gel durumu.
Tayyip amcamda aman ne korktu ne korktu.
Onun cevabıda ayrı bir mesele.
Biz kefenle çıktık yola diyor.
Efendiler siz ölmeye ya da ölümle korkutmaya gelmediniz o koltuklara.
Yaşamaya,insanları daha güzel şartlarda yaşatmaya,muhalefetle düzeltmeye geldiniz.
Maşallah ikisininde hitabeti çok kuvvetli.
Al takke ver külah geçinip gidiyorlar.Bizde açmışız ağzımızı onları dinliyoruz.
Sen bana laf at ben sana laf koyayım,ay sonu maaşımızı alıp yallah.
Bu aralar Büyükanıt paşa hiç arzı endam eylemiyor hayırdır ?
E tabi şuan kuzey ırak'ı delik deşik etmekle meşguller.
Bağıra bağıra gidiyoruz dediler şimdi kimleri bulup da bomba atıyorlar acaba?
Allah rast getirsin.
Sülüman da çıktı piyasaya.Derin ısssstırap içerisindeymiş :)))))
Niye?Başörtülü kızlar üniversiteye alındı,yasaklar kalktı diye :))
Hey gidi şampiyon.Sen değilmiydin "imam hatipler imam yetiştirmek için değil dinini bilen doktorlar avukatlar yetiştirmek için"diyen.
E tabii şimdi konjonktür değişti.Şimdi laiklik moda.
Ya da kulağına üstadları fısıldamıştır bunların.......
Kimler neyin peşinde anlamak mümkün değil bu ülkede.
Aslında herkes bilinçli bu oyunları oynuyor,sadece saf vatandaş kendi derdinde.
Onun da Allah yardımcısı olsun :)
Şimdi bana da demezlermi "kızım ne atıp tutuyorsun oturup çalışsana derslerine,kitabını yüklenip yüklenip geliyorsun işe,çalışacakmış gibi,şurda kaldı 6 haftan,sana mı kaldı siyaset,bunca derdinin arasında yaza yaza bunlarımı buldun,hay aklına yanayım"diye
Bende derim kiiiiiiiiiiiii: TAMAM BE AMAAAAAN.Şurda iki stres atalım dedik,ona da mani oldunuz,hem bilinçli vatandaş olmayalım mı...

13 Şubat 2008 Çarşamba

Dikkat! Sevgiliniz bu hafta terkedebilir!

Araştırmalar, Sevgililer Günü ertesinde ayrılıkların çoğaldığını gösteriyor.
“Aşkın kitabını yazan" İtalyanlar, aşk hayatımızdaki son durumu belgelediler geçenlerde...
Milano'daki bir sempozyumda İtalyan psikolog Elena Parchi, son üç yılın Sevgililer Günü'nde yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
Parchi, 25 ila 55 yaş arasındaki 786 kadına "o günü ve sonrasını" sormuş ve çok şaşırtıcı bir sonuca varmıştı:
"Kadınlar sevgililerini en çok Sevgililer Günü'nde terkediyorlar”dı.
Sevgililerin şenliği olması beklenen gün, aşıkların kâbusuna dönüşmüştü.
Neden?
Parchi'ye göre bunun temel nedeni; hayal kırıklığı...
Yıl içinde sevgilisini fazla "alaka testi"ne sokmayan kadınlar "o gün" için büyük beklentiye giriyor. Medya ve reklam sektörü son yıllarda bu beklentiyi alabildiğine kamçılıyor. Mesaj hatları, hediye ilanları, örnek aşık haberleri gazeteleri, televizyonları süslüyor.
Kadın, "hiç olmazsa o gün" özel bir ilgi bekliyor ve bu da Sevgililer Günü'nü bir "sınav"a dönüştürüyor.
Sonuçta 14 Şubat'ı atlayan veya -daha kötüsü- sıradanlaştıran bir erkek, sınıfta kalmış oluyor.
"Aaaa... bugün müydü," "Hediye alacaktım, ama çok işim vardı," "Yemek de amma pahalıymış," "Bakalım gelecek Sevgililer Günü'nde birlikte olacak mıyız" türünden bir cümle, kadında bardağı taşırıyor.
* * *
Benzer bir teşhise, birkaç yıl önce kaçırılan bir Amerikan uçağının yolcuları üzerinde yapılan bir araştırmada ulaşılmıştı. Amerikalı bir sosyolog, hava korsanlarının yakalanmasıyla sonuçlanan eylemden sonra, kaçırılan yolcuların aile hayatlarını incelemiş ve çok şaşırtıcı bir sonuca varmıştı:
Eylem sırasında uçakta bulunan eşlerin çoğu, eylemin şokunu atlattıktan sonra ayrılmışlardı.
Amerikalı sosyolog da bu ayrılıklara aynı teşhisi koyuyordu:
"Hayal kırıklığı..."
Kriz anında maskeler düşmüş, pembe gözlükler çatlamış ve kadınlar, en zor anda, beraber oldukları erkeklerin gerçek yüzüyle tanışmışlardı:
Teslimiyetçi, zayıf, ezik ve korkaktılar.
O yüzden de korsanlardan kurtuldular, ama terkedilmekten kurtulamadılar.
* * *
İlişkilerin derinlerinde bir yerde, fay hattında bir çatlak varsa, en ufak bir sarsıntı, onu ciddi bir kırılmaya sürükleyebilir.
Bu sarsıntıyı yaratan, bir kriz anı olabileceği gibi, ilgi beklentisiyle hazırlanılmış özel bir gün de olabilir.
Krizlerde yiğitleşir kadınlar, özel günlerde ışıldar. Ve yanlarındaki adam, kendileri gibi yiğitleşmiyor, ışık saçmıyorsa o an kestirip atabilirler.
Merkez üssü yürek olan bu deprem, yaşananın aşk değil, kolayca vazgeçilebilir bir alışkanlık olduğunu hissettirirse, çoktandır göğüs kafeslerini sıkıştıranı bu dertten gözlerini kırpmadan kurtulabilirler; ...o anda... sigarayı bırakır gibi...
Dayanma eşiği en geniş ilişkiler bile kalbin bu sarsıntısına dayanamaz.
İlişkinin yaldızı dökülüp de altından sahtekârlık saçıldı mı ortalığa, derindeki yarık büyüyüp yerle bir eder birlikteliği...
Aşk "sabır"dır belki, ama asla "tahammül" değil...
CAN DÜNDAR 16.ŞUBAT.2005

Ben kocayla anlaştım.Hiçbir sevgililer gününü kutlamıyoruz.
Malum deliye hergün bayram :)))
Şayet hergün eşinizden ufak jestler,güzel sözler duyuyorsanız,sevgi anlamında bir açlık hissetmiyorsanız gerçekten özel-maddi- bir hediyeye ihtiyaç duymuyorsunuz.
Ama şunu da atlamamak lazım.Gerçekten kocanız imkanları dahilinde size dünyaları vermeye talipse onu bir günde değerlendirmiyor hatta o günü es bile geçiyorsunuz.