küçükhanım alerji olmuş.
aman allahım.
cem yılmaz diyor ya hani belfıtığı türkiyede bir efsane.
Aynen öyle.
Herkesin çocuğu allerji.
Yünler kalktı,halılar çarşaflandı,kalabalığa çıkmak yok.
Koruyucu madde olan,ambalajlı herşey çıktı kızımın hayatından.
Bir istediği çubuk krakerdi ondan da mahrum oldu.
Düzenli ve devamlı şurub ve çiğneme tableti var.
6 yaşında takribi geçermiş.
Hayırlısı.
ne hastalıklar var.
Rabbim sağlığımızdan etmesin.
***
Sağlık demişken bende bronşit oldum.
Deli gibi öksürüyordum.hatta öksürük okadar kuvvetliydi ki altıma işiyordum .:)
Neyseki geçti.balgamı kaldı.
***
Kuran öğretmeye başlamıştım bir aydır.
Hastalık sekteye uğrattı.
Kör şeytan.
Evden çıkmıyorum pek.
***
Evde okumalara hız verdi.
inş tamam olur.
27 Aralık 2012 Perşembe
ÇARŞAF GİYDİM BEN
Hayatımda çok değişiklikler oldu.
Çocuk yapmaya da 10 dk da karar vermiştim.
Ama öncesi bir kaç ayımı almıştı.
En son kararlarım on dakikada sabitleniyor.
Ben çarşaf giydim 24 kasımda.yani muharremin 10u.
Aşura gününde.
Dualarla.
Zaten zihnen hazırdım,pimin çekilmesi gerekiyordu.
Keşfi açık bir hoca tarafından çarşaflı oldum.
Sanki yıllardır çarşaflıyım.
Üstümden bir yük attım resmen.
Hani yapmanız gereken birşey olur ama hiçbir engel olmaz,vicdanen de rahatsız olursunuz ya.
İşte öyle birşeydi son bir yıldır.
Nihayet sonlandı.
Ama insanımızın çarşafa bakışı beni çok üzdü.
İlk soru "aa niye,neden"
Kapanan birine neden kapandın diye sorulmaz.neden geç kaldın denir.
Çarşaf giydikten sonra birde millete neden giydiğimi anlatmaya başladım.
Birde tasarımcılar vardı.
Bol siyah pardesü siyah başörtü olmazmıydı diyen de bol.
Olmazdı.
O yüzden çarşaf var.
Tasarımla uğraşana kadar yıllar öncesinden bu tasarım yapılmış.
Artizliğin lüzumu yok.
Neyse Rabbim utandırmasın,ölene kadar da layıkıyla taşıyalım inşallah.
Çocuk yapmaya da 10 dk da karar vermiştim.
Ama öncesi bir kaç ayımı almıştı.
En son kararlarım on dakikada sabitleniyor.
Ben çarşaf giydim 24 kasımda.yani muharremin 10u.
Aşura gününde.
Dualarla.
Zaten zihnen hazırdım,pimin çekilmesi gerekiyordu.
Keşfi açık bir hoca tarafından çarşaflı oldum.
Sanki yıllardır çarşaflıyım.
Üstümden bir yük attım resmen.
Hani yapmanız gereken birşey olur ama hiçbir engel olmaz,vicdanen de rahatsız olursunuz ya.
İşte öyle birşeydi son bir yıldır.
Nihayet sonlandı.
Ama insanımızın çarşafa bakışı beni çok üzdü.
İlk soru "aa niye,neden"
Kapanan birine neden kapandın diye sorulmaz.neden geç kaldın denir.
Çarşaf giydikten sonra birde millete neden giydiğimi anlatmaya başladım.
Birde tasarımcılar vardı.
Bol siyah pardesü siyah başörtü olmazmıydı diyen de bol.
Olmazdı.
O yüzden çarşaf var.
Tasarımla uğraşana kadar yıllar öncesinden bu tasarım yapılmış.
Artizliğin lüzumu yok.
Neyse Rabbim utandırmasın,ölene kadar da layıkıyla taşıyalım inşallah.
17 Aralık 2012 Pazartesi
GANGAM MÜZİĞİYLE KANDIRIP BLOG YAZMA
bişeyler yazayım dedim.zebani gibi dikildi başıma.
neyime blog neyime bişeyler.
neyime blog neyime bişeyler.
5 Ekim 2012 Cuma
gerçekten doğru
Ramazan Yalanları :
-Şekerim var.
- Tansiyonum var
- Migrenim tutuyor
- Çalışmak daha büyük ibadet
- Oruç, namaz çok önemli değil. Önemli olan kalbin temizliği.
- Hak yiyen yobazlar da oruçla cennete gidecekse varsın ben gitmeyeyim.
- Benim orucumla fakirler doyacak mı?
- Kuranda görmedim ben.
- Çocuk okutuyorum, daha büyük ibadet.
Mutlu Tönbekici den alıntı yaptım.
inancı varmı yokmu anlamadığım bir kadının bu maddeleri yazması harika bir şey.
Muhafazakar biri yazsa amanın da amanın olurdu.
helal olsun,beğeniyorum bu kadını yav.
-Şekerim var.
- Tansiyonum var
- Migrenim tutuyor
- Çalışmak daha büyük ibadet
- Oruç, namaz çok önemli değil. Önemli olan kalbin temizliği.
- Hak yiyen yobazlar da oruçla cennete gidecekse varsın ben gitmeyeyim.
- Benim orucumla fakirler doyacak mı?
- Kuranda görmedim ben.
- Çocuk okutuyorum, daha büyük ibadet.
Mutlu Tönbekici den alıntı yaptım.
inancı varmı yokmu anlamadığım bir kadının bu maddeleri yazması harika bir şey.
Muhafazakar biri yazsa amanın da amanın olurdu.
helal olsun,beğeniyorum bu kadını yav.
29 Eylül 2012 Cumartesi
ÖLÜM DEDİĞİN NEDİR Kİ GÜLÜM
Çarşamba günü annem hafif bir kalp spazmı geçirdi diyelim.
kahvaltıya gittiğim herhangi bir gün.
çay sofrası ortada kaldı.
ne ambulans elemanı görmüşlüğümüz var ne konuşmuşluğumuz.
hayat ne garip.
anladığım şey sadece "ölüm ne kadar yakınımızda"
ve kadar uzağa atmışız.
etrafımdaki insanların kıymetini biliyormuyum acaba.
kaybedince yazarım buraya.
ölüm çok yakın çok.
monoton bir güne uyandığını zannediyorsun ama o günde kimbilir neler yaşayacaksın.
birde şunu farkettim yaşlı ebeveynin varsa herşeye hazırlıklı olmak lazım.
romantizmi bırakıp soğukkanlılıkla düşünebilmek.
ahh allahım ahh.
ne yalan dünya.
kahvaltıya gittiğim herhangi bir gün.
çay sofrası ortada kaldı.
ne ambulans elemanı görmüşlüğümüz var ne konuşmuşluğumuz.
hayat ne garip.
anladığım şey sadece "ölüm ne kadar yakınımızda"
ve kadar uzağa atmışız.
etrafımdaki insanların kıymetini biliyormuyum acaba.
kaybedince yazarım buraya.
ölüm çok yakın çok.
monoton bir güne uyandığını zannediyorsun ama o günde kimbilir neler yaşayacaksın.
birde şunu farkettim yaşlı ebeveynin varsa herşeye hazırlıklı olmak lazım.
romantizmi bırakıp soğukkanlılıkla düşünebilmek.
ahh allahım ahh.
ne yalan dünya.
İNSANOĞLU BAŞA BELA
Olaylı bir ay geçirdik.
Bu süreç bana o kadar önemli şeyler kazandırdı ki.
yığınla kitap okusam anlayamaz,uygulayamazdım.
Bir önceki yazımla da alakalı.
Tartışma,kavga,laf atışması -herne boyuttaysa işte- kesnlikle ağzını bozmamak,nezaketi elden bırakmamak.
nazik olmak zorunda değilsin,küfür etme de.
ben ailemde ağzı bozuk bir deli olarak,bu süreçte ben bile şaştım tavrıma.
gayet olumlu,yapıcı,ağzından bok kelimesi bile çıkmadan hemde.
O kadar da sataşmaya rağmen.
neden mi?
el ile terbiye gördüm de ondan.
annem derdi "el görmeyenle ölüm görmeyen gördüm demesin"
ne kadar doğruymuş.
bir aile kolay yapılmıyor kolay da yıkılmıyormuş tecrübelerime göre.
ve kesinlikle bekarlar hemen karı boşuyor.
neyse konumuza gelince;
gurur şeytandandır hadisiyle girizgah yapayım.
ben bu lafı nasıl yerim diye gururlanma tartışmada çok yanlış düşünceler.
çünkü sinirliyken edilen laflarla kimse yargılanmamalı.
karşı taraf ne kadar seni belaltı vursada ağzını bozmadan,masadan da kalkmadan bir sonuca varılmalı.
ve en ama en önemlisi "geri sana koz olarak kullanacakları" terbiyesiz kelimeler kullanılmamalı.
peygamberimiz "dostuna da düşmanına da bir kapı bırak" mealinde bir sözü var.
gözünü sevdiğim din.ne kadar sosyal hayata merhem.
tamam artık bitti deyip giderken bile sıçıp sıvama,geri gidilebilirde gidilmeyebilirde.
işte bunu gözönünde tutarak hep yapıcı,terbiyeli,samimi konuştum.
ve şimdi balını yiyorum.
o insanlarla yüzyüze bakıyorum gene ve benim içim çok rahat.
utanacak ne bir laf ettim,yerimi daraltacak ne bir hareket.
arkamdan da iyi konuşulmuş.
işte bu zehra dedim.
geçen ki tartışmada sırf çok bağırdığım için haklıyken bal gibi haksız duruma düşmüştüm.
ama akıllandım.
sinirliyken kimseyle konuşmuyorum,bir gün geçmesini bekliyorum.
ve gayet esprili yada doğal, kötü laf etmeden diyalogu sürdürmeye çalışıyorum.
hani dayak atmaz ama yemişten beter olursun ya,geriye döndüğünde elle tutulur ne küfür var ne hakaret.işte böyle yılanlarla mücadelede bu yöntem çok efdal.
o kadarını beceremiyorsan seni sinirlendirip küfür ettirmeye çalışıyorlarsa,o blöfü görüp yemiycen.
ağzını bozmuycan,gözlerini pörtletmiycen,ses tonunu hele kesinlikle yükseltmiycen.
sakin sakin konuşcan.bir alttan bir üstten.bir ayet iki hadis,evlat ana baba hakkı vs.
**
insan içine çıkalı konuştuğum ,bloga yazdığım meseleler bile değişti.
siyaset çok zor ama bir okadar da hayatı kolaylaştıran güzelleştiren bir kavram.
insna ilişkilerinde siyaseti elden bırakmayacaksın.
onunla işim olmaz deme,merhaba merhaba.
iyiliğini de görmesin kötülüğünü de.
yiyecek çok ekmeğim var vesselam.
ne bileyim bu insanoğlu ne başa bela yaf.
Bu süreç bana o kadar önemli şeyler kazandırdı ki.
yığınla kitap okusam anlayamaz,uygulayamazdım.
Bir önceki yazımla da alakalı.
Tartışma,kavga,laf atışması -herne boyuttaysa işte- kesnlikle ağzını bozmamak,nezaketi elden bırakmamak.
nazik olmak zorunda değilsin,küfür etme de.
ben ailemde ağzı bozuk bir deli olarak,bu süreçte ben bile şaştım tavrıma.
gayet olumlu,yapıcı,ağzından bok kelimesi bile çıkmadan hemde.
O kadar da sataşmaya rağmen.
neden mi?
el ile terbiye gördüm de ondan.
annem derdi "el görmeyenle ölüm görmeyen gördüm demesin"
ne kadar doğruymuş.
bir aile kolay yapılmıyor kolay da yıkılmıyormuş tecrübelerime göre.
ve kesinlikle bekarlar hemen karı boşuyor.
neyse konumuza gelince;
gurur şeytandandır hadisiyle girizgah yapayım.
ben bu lafı nasıl yerim diye gururlanma tartışmada çok yanlış düşünceler.
çünkü sinirliyken edilen laflarla kimse yargılanmamalı.
karşı taraf ne kadar seni belaltı vursada ağzını bozmadan,masadan da kalkmadan bir sonuca varılmalı.
ve en ama en önemlisi "geri sana koz olarak kullanacakları" terbiyesiz kelimeler kullanılmamalı.
peygamberimiz "dostuna da düşmanına da bir kapı bırak" mealinde bir sözü var.
gözünü sevdiğim din.ne kadar sosyal hayata merhem.
tamam artık bitti deyip giderken bile sıçıp sıvama,geri gidilebilirde gidilmeyebilirde.
işte bunu gözönünde tutarak hep yapıcı,terbiyeli,samimi konuştum.
ve şimdi balını yiyorum.
o insanlarla yüzyüze bakıyorum gene ve benim içim çok rahat.
utanacak ne bir laf ettim,yerimi daraltacak ne bir hareket.
arkamdan da iyi konuşulmuş.
işte bu zehra dedim.
geçen ki tartışmada sırf çok bağırdığım için haklıyken bal gibi haksız duruma düşmüştüm.
ama akıllandım.
sinirliyken kimseyle konuşmuyorum,bir gün geçmesini bekliyorum.
ve gayet esprili yada doğal, kötü laf etmeden diyalogu sürdürmeye çalışıyorum.
hani dayak atmaz ama yemişten beter olursun ya,geriye döndüğünde elle tutulur ne küfür var ne hakaret.işte böyle yılanlarla mücadelede bu yöntem çok efdal.
o kadarını beceremiyorsan seni sinirlendirip küfür ettirmeye çalışıyorlarsa,o blöfü görüp yemiycen.
ağzını bozmuycan,gözlerini pörtletmiycen,ses tonunu hele kesinlikle yükseltmiycen.
sakin sakin konuşcan.bir alttan bir üstten.bir ayet iki hadis,evlat ana baba hakkı vs.
**
insan içine çıkalı konuştuğum ,bloga yazdığım meseleler bile değişti.
siyaset çok zor ama bir okadar da hayatı kolaylaştıran güzelleştiren bir kavram.
insna ilişkilerinde siyaseti elden bırakmayacaksın.
onunla işim olmaz deme,merhaba merhaba.
iyiliğini de görmesin kötülüğünü de.
yiyecek çok ekmeğim var vesselam.
ne bileyim bu insanoğlu ne başa bela yaf.
8 Ağustos 2012 Çarşamba
ÜSLUB SORUNUM VAR
Allah'a havale etme işini askıya alıp her şeyin cevabını anında vermeye başlayalı saç beyazlaması ve uyumadan önceki iç hesaplaşmalar bitti. Çevremde adam kalmadı o ayrı tabi.
***
diye bir itiraf var.
son haftalarda kafa yorduğum,yorduğumuz bir mesele olduğu için tevafuk oldu diyelim.
Hocaefendinin bir sözü vardı:"insanları hatalarından dolayı ademe mahkum ederseniz,yeryüzünde kabulleneceğiniz insan kalmaz" diye.
harika ötesi bir tespit.
Ablamla da bunu konuşuyoruz.
yeni çevremde,yakın çevrem,ailemde,arkadaşlarımda hep bu mevzuya tutuluyorum.
düşünüyorum ne yapayım diye.
ben de de var sorun.
üslub sorunum var.
insanlar beni sinirlendirdiğinde,üzdüğünde,kırdığında,onları bozmadan ,itin götüne sokmadan rahat edemiyorum.daha doğrusu geçiştiremiyorum.
onları öyle kabul edemiyorum,görmemezlik yapamıyorum.
e haliyle herkes orospuluğu çok güzel yaptığından ben yapamayınca "öfke kontrolü" sağlayamıyorum.
Daha dün başıma geldi.
biliyorum gülmesi tamamen yalan,canım naber demesi zorlama,arkandan laf edecek o kadar belliki,ediyorlar da.
çünkü en yakın kızkardeşinin arkasından attı tuttu,sonra cepten arayınca canım nerdesin gel bekliyoruz.
şimdi kim inanır senin samimiyetine.
ama işte mesele onu öyle kabul mu edeyim yoksa sepetleyeyim mi.
mesafe koyayım ama nasıl.
hergün görüşebileceğin bir yakınlıkta.
ve ya ailenden de olabilir,akraba ilişkisi mesela.
düşünüyorum böyle insanlarla arkadaşlık kurmak zorundamıyım.
ihtiyacım var mı?
yol verdin mi de etrafında kimse kalmıyor,bilmiş bilmiş oturuyorsun evinde.
e iyi nerde?
herkese nasip olmaz ebubekirler.
var zannediyordum o da yalan oldu.
sonra ayet diyorki bana.zehracım:gerçek dost ve yardımcı olarak Allah yeter"
yalan dünya herkese gerektiği kadar mesafe.
ayarlayamadın mı sıkıntılar,huzursuzluklar,içi içini yemeler başlıyor.
bu konu beynimde taptaze.
bir sonuca varamadım.
yaşım biraz daha geçmeli belkide.
bünyem zorlanmadan kabul edebilecek olgunluğa gelmeli.
kalbim rahatsız olmayacak kadar mutmain olmalı ki,yalan dünyanın yalan arkadaşlığı beni ne mutlu etsin ne de mutsuz.
geldimi sevinme gitti mi üzülme " tepe noktasına daha çok var.
***
bir de aç parantez şunu diyeyim.
bir araştırma vardı;türkiye de her 3 kişiden biri psikolojik tedavi görmeliymiş.
ya kim yaptıysa bu araştırmayı işi gücü rast gitsin.
"ya o niye öyle dedi şimdi?"
" ya boşver onun psikolojik sorunları var,kocayla kötü yok kaynanası var yok bilmem ne"
herkes gerçekten ruhen hasta.
insanımızın kalitesi bozulmuş,dindar dediğin bile bir çuval bok.
ümraniye de otururken ben farketmeden inzivaya çekilmişim,mağaramdan çıktım ama hiç beğenmedim ortamları.
***
diye bir itiraf var.
son haftalarda kafa yorduğum,yorduğumuz bir mesele olduğu için tevafuk oldu diyelim.
Hocaefendinin bir sözü vardı:"insanları hatalarından dolayı ademe mahkum ederseniz,yeryüzünde kabulleneceğiniz insan kalmaz" diye.
harika ötesi bir tespit.
Ablamla da bunu konuşuyoruz.
yeni çevremde,yakın çevrem,ailemde,arkadaşlarımda hep bu mevzuya tutuluyorum.
düşünüyorum ne yapayım diye.
ben de de var sorun.
üslub sorunum var.
insanlar beni sinirlendirdiğinde,üzdüğünde,kırdığında,onları bozmadan ,itin götüne sokmadan rahat edemiyorum.daha doğrusu geçiştiremiyorum.
onları öyle kabul edemiyorum,görmemezlik yapamıyorum.
e haliyle herkes orospuluğu çok güzel yaptığından ben yapamayınca "öfke kontrolü" sağlayamıyorum.
Daha dün başıma geldi.
biliyorum gülmesi tamamen yalan,canım naber demesi zorlama,arkandan laf edecek o kadar belliki,ediyorlar da.
çünkü en yakın kızkardeşinin arkasından attı tuttu,sonra cepten arayınca canım nerdesin gel bekliyoruz.
şimdi kim inanır senin samimiyetine.
ama işte mesele onu öyle kabul mu edeyim yoksa sepetleyeyim mi.
mesafe koyayım ama nasıl.
hergün görüşebileceğin bir yakınlıkta.
ve ya ailenden de olabilir,akraba ilişkisi mesela.
düşünüyorum böyle insanlarla arkadaşlık kurmak zorundamıyım.
ihtiyacım var mı?
yol verdin mi de etrafında kimse kalmıyor,bilmiş bilmiş oturuyorsun evinde.
e iyi nerde?
herkese nasip olmaz ebubekirler.
var zannediyordum o da yalan oldu.
sonra ayet diyorki bana.zehracım:gerçek dost ve yardımcı olarak Allah yeter"
yalan dünya herkese gerektiği kadar mesafe.
ayarlayamadın mı sıkıntılar,huzursuzluklar,içi içini yemeler başlıyor.
bu konu beynimde taptaze.
bir sonuca varamadım.
yaşım biraz daha geçmeli belkide.
bünyem zorlanmadan kabul edebilecek olgunluğa gelmeli.
kalbim rahatsız olmayacak kadar mutmain olmalı ki,yalan dünyanın yalan arkadaşlığı beni ne mutlu etsin ne de mutsuz.
geldimi sevinme gitti mi üzülme " tepe noktasına daha çok var.
***
bir de aç parantez şunu diyeyim.
bir araştırma vardı;türkiye de her 3 kişiden biri psikolojik tedavi görmeliymiş.
ya kim yaptıysa bu araştırmayı işi gücü rast gitsin.
"ya o niye öyle dedi şimdi?"
" ya boşver onun psikolojik sorunları var,kocayla kötü yok kaynanası var yok bilmem ne"
herkes gerçekten ruhen hasta.
insanımızın kalitesi bozulmuş,dindar dediğin bile bir çuval bok.
ümraniye de otururken ben farketmeden inzivaya çekilmişim,mağaramdan çıktım ama hiç beğenmedim ortamları.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)