29 Aralık 2011 Perşembe

2011 BİTERKENE

Hiç gaza gelipde ay yeni yıldan şunu bekliyorum yazamıyorum.
Olanları not edeyim zira hatırlamıyorum çoğu kez ne zaman ne oldu.
Bloga not etmiştim diye bakınıyorum.
Bugün son zamanlarda muhabbeti artırdığım komşum yarın gebzeye taşınıyor,kendi evine.
Sabah onunla lahvaltı yaptık.
Dün 3lü arkadaş toplandık gene.
Bebeler fırsat verdiği müddetçe lafladık.İyi oluyor bana,,sanırım onlara da.
Havalar buz ayaz.güneş içaçıcı lakin.zaten o yeter.güneş parlasın içi açılsın insanın.
***
Ev durumu biraz değişik.
ailemin yanına gitmek istiyorum.ama biraz nakit de gelme durumu var.Belki kendi evimiz diyerekten yazı beklemeye başladık.
Gitgel aklım bir diyor "ben kiraya gitmem kendi evimi istiyorum".sonra düşün düşün bu paraya bu kredilerle zor "o zaman bari anamlarınyanında olayım " diyorum.
Gerçi bu soğukta kimsenin evinin pisliğini temizlemek istemiyorum o yüzden bahar gelsin bakalım.
Hem küplüce de temiz ve yeni bina bulmam,benim 45 kg olmam kadar zor.
Herşey nasip kısmet.
Bir başıma kızımı büyütmek ,orta yaşımı yalnız başıma yaşamak istemiyorum.
Sonra diyorum ailenin yanında çok mu mutlu huzurlu eğlenceli olacak hayat.hergün onlarda mı olcam.
Mantığım böyle derken diğer yandan söyleniyorum "canın istemezse otur evinde isteyince yürüyerek git" en azından taksi masrafın olmaz.sıkılınca eşinle beylerbeyine in denizi seyret deşarj ol çık evine.
Burda o da yok.Yaptığımız ümraniye çarşıyı turla gel.
Avm gezen adam değilim ama şartlar seni sıkıntıdan mağaza dolaşmaya itiyor.
Alacağım olunca bir gün biner gelirim ümraniyeye alır giderim evime.
Hemde değişiklik istiyor bünyem.
Sıkıldım burdan.Hayatım biraz değişsin.
Ama tabiki hayırlısıyla değişsin.Pişman olmak istemiyorum.rahatım bozulsun istemiyorum.
Ev almak başka bahara kaldı ne yazık ki.
Hiç değilse kirada oturacaksam geniş ferah deniza yakın evde otururum da bir naneye yarar.
Nasip kısmet herşey.
Sağlık sıhhat olsun da herşey gelir peşine.
Tek rakamlarda ve çift rakamlarda hayatım anlamlaşıyor.
81 doğumlu 2007 evliyim.
2010 anne oldum 2012 de de evim olur inş :))
Bahçeli gibi oldum :)))))))

10 Aralık 2011 Cumartesi

KADINLARIN ÇALIŞMASI

Bekar kadınların kızların,
hatta evli kadınların,
alt kümede evli çocuklu kadınların çalışmaları ne kadar doğru?
Doğru demeyelim de ne kadar gerekli,ne kadar önemli.
Herkesin doğrusu kendine çünkü.
Ben ilkokuldan sonra bütün yaz tatillerimde çalışmış bir kadın olarak bayağıdır bu konuya kafa yoruyorum.
Şimdi evdeyim ve bebek bakıyorum.
Geçen Ali Bulaç kadınların çalışma hayatına devlet eliyle, sivil kuruluşlarla,ab zoruyla sokulmalarını irdeledi.
Ki kendisi kadına pozitif ayrımcılık yapaılmasına karşı bir sosyolog.
Bugün de gazete de kadın müftü yardımcısının söyleşisini okuyunca bende birşeyler oturdu gibi.
Ne zamandır da dini okumalar dinlemeler de yaptığımdan.
E bir tane de bebeğim var.
Okumuş yazmış bir başörtülü kadınım hemde.
Şimdiiii...
Evvela peygamberimizin "kadınlara evlerinde oturmalarını"tavsiye ettiğini duyduğumda zaten çok hoşuma gitmişti.
10 yıllık bir çalışma hayatım var.
İlk elden kendi tecrübelerim sözkonusu.
ama herşey bebek olunca ortaya çıkıyor.
Ali bulaç diyor ki" kadın zorla piyasaya sürülmeye çalışılınca ondan sonra eve geri dönemiyor,ab bize bunu dikta ederken kendi azalan nüfusuna çare arıyor ve kadınlara çocuk doğurmalarını,para desteği vs herşeyiyle kadınları iknaya çalışıyor" diyor.
evet avrupa yaşlandı.evlilik oranı düşük.kadınlar geçim derdine bebek yapmıyor,istihdamları yerinde ama toplum yerle bir oluyor.
Şimdi gelelim bize.
Çalışırken bekarsan sorun sadece dini oluyor.Caiz mi acaba diye düşünüyorsun.
Faize bulaşmamış şirket yok.Kredi meselesinden.
Artı tek kadın sen olmuyrosun,telefonda vs bir dünya erkekle konuşuyorsun,iş ortamında varsa zeten kaçınılmaz.
Ha diyebilirsin ki ben dikkat ediyorum,namusluyum,kingirdemiyorum,laubali değilim,süslenip püslenmiyorum falan.
İyi de espri bile yapılmıyor mu iş arkadaşlarınla?
Hiç unutmam bir bankacı işyerine geldiğinde bana " aa zehra hanım hiç hayal ettiğim gibi değilsiniz "demişti!!!!
Sonuç; iş ortamları dinen arındırılmış bir ortam olmuyor,olan varsa amenna.
Başörtülü çalışmakla işler hallolmuyor.
İkinci husus çocuk ve evlilik.
Evlendiğinde parayı bulup götü kalkan dengesiz kadınlardan değilsen,kocayla rolleri değişmeye çalışmadıysan sorun olmayabiliyor.
ama yorgun argın gelip kocayla ilgilenmeyi,evine barkına bakmayı ihmal ediyorsan ,olmaz.
Burda da feministlik sökmüyor,çünkü dinin emri var kapı gibi.
Zevcelik görevleri var.yorum bile yapılamaz.
*
En önemlisi bebek.
Bebeğin olunca kendin bakman gerekiyor.
Pedagoglar kıçını yırtıyor en azından 2 yıl siz bakın diye.
Dindar ayrımı yapmıyorum hepsi bu konuda aynı şeyi diyor.
E hadi ücretli izin vs atlattın.ondan sonra 2 yaşındaki çocuk daha sabi,hiç de büyümüş olmuyor.
Ondan sonra bakıcılar,neneler,teyzeler.
Çocuk psikolojik açıdan gayet sorunlu oluyor.istisnalar olabilir.
ama yine aynı uzmanlar anneyle bağı sağlıklı olmayan çocuğun ilerde bunun acısını mutlaka çıkaracağını söylüyor.
Bir de ne için çocuğumu bırakıcam 2.şahıslara.
Para?
Şuan piyasada en kralı kaç milyar alıyor ki?
Kariyer?
Hadi canım ordan.o şirketten ayrıl hiç de bir kademen olmuyorsa o kariyer falan değil.
O kadar okudum?
10 yıl tıp mı okudun canım ciğerim..
Demek istediğim hiç bir şey bebeğini kendin büyütmene mani olacak sebepler değil.
O kadar çok kadın biliyorum ki çoğu mühendis bilmemne.
Bebekleri olunca kendi iradeleriyle işlerini kariyerlerini bırakıp bebeklerini kendileri büyütüyor.
Çünkü aklın yolu bir,Doğrular belli.
Pedagogların,dinin,sosyologların hepsi aynı paydada birleşiyor.
Zaten çalışmak isteyince bebek sorun oluyor?kime bırakıcaksın,bıraktın onun için zaten çalışmak zorunda kalıyorsun,hem de vicdani rahatsızlık var bütün annelerde.
Artı hem çalış hem ev işleri hem kendi kişisel dünyan.
Nasıl yetişeceksin?
Tabii ki yetişemeyeceksin,o yüzden tipik yüzyıl hastalığı "hiçbirşeye yetişememe,hiçbirşeye yetememe duygusu" gelip oturacak ciğerine.
E bunca eziyete değer mi?
Bunca yıpranmaya..
Ben feryalin geceleri uyutmadığı günler hep içimden diyorum ki "yarın işe gitmiycem ki"
O uykusuzlukla yorgunlukla zaten işinde de performansın azalacak.İş dünyası sırtlan yuvası.
Aklın hep evde.çocuğunda.
Bence değmez.
Bir de öyle güzel bir din var ki.
sana evde oturup güzelce evinle çocuğunla kendinle ilgilen diye tavsiye ediyor.
Günaha girmeden yıpranmadan koşturmadan sakince.
Bunları düşünüp de çalışmayı düşünene mazoşist diyorum ben.
Ben çok rahatım,mutluyum,huzurluyum.
Kişisel gelişimim hiç de geri kalmıyor.
Okuduğumda yediğimde yaptığım iş de herşey sakin sakin,sindire sindire.
akşam eşime de pilim var,dostuma da.
Artı kendimi hiç de öyle "ay evde çocuk bakıyorum,kocamın eline bakıyorum" diye aptalca bir psikolojiye sokmuyorum.
Evimde otururken de değer görüyorum.
Değerliyim,sosyalim,harçlığım da gayet güzel oluyor.
En son bir nokta da bereket meselesi.
Hani "daha rahat yaşamak için" çalışıyorsa kadınlarımız.
Ben işi bıraktıktan sonra gardrobumu genişlettim,cüzdanımda şimde hep para var,evimin keyfini tadını yeni çıkardım.
Bereket imanla alakalı.
Haram olmayan ortamdan sıyrılınca Rabbim karşılığını mutlaka gösteriyor.
Kadın müftü yardımcısı "harama bakmayın ayetini söyleyip, dikkat edince neden çalışmak sorun olsun" diyor.
Çalışan hanımlar düşünsün bakalım harama bakılmadan çalışılıyor mu işyerinde.
Ama şu olabilir: erkeklerin olmadığı bir yerde.Faizle çalışılmayan.
Sonuçta peygamberimizin eşi de deri işliyormuş ve kazancını tasadduk edermiş.
Zeynep binti cahş validemiz.
İlle çalışma denmiyor,
Evini bebeğini ortamını hazırladıktan sonra heryol paris.
Kafamı anca bukadar toplayıp yazabildim.
İlleki eksikler vardır.
zaten inanmak biraz da gönül işi.
Yaptığı hiçbir işe bok kondurmayan kadınlarımız buna da itiraz edecektir.
Kendileri bilir.
Git çalış, derdin neyse derim.
Benden bu kadar.

30 Kasım 2011 Çarşamba

HATA DÜDÜKLÜDEYMİŞ

Patlayan düdüklünün contası arızalıymış.
Merkezden yeni gıcır bayağı bir üst model gönderdiler.
Paragöz bir tüketici olsak bu işten para koparırdık.
***
Günler oruçlu geçiyor.
Sahuru 7 hurma ve bir bardak sütle yapıyorum ve inanılmaz tok tutuyor.
zaten acıkmadan iftar geliyor.
Ama daha çooook borcum var.
***
Kitaplarımı yavaş yavaş bitiriyorum.
Çok mutluyummm...

BİR DAHA KİTAPLARINI ALMAM

Medyasenfoni kitabını almıştım Barbarosoğlu nun.
İkidir sinir oldum.
Fatma aliye yi de okurken hafakan basmıştı,resmen kitabı elime almak istemedim.
Bu kitap da öyle.
Söz verdim kendime bedava verseler almam.
Neyden bahsediyor falan tamamen tuhaf bir kitap.
Köşe yazıları harika ama hatun kitap yazmasın yav.
Vallahi bitirene kadar perişan oldum.
Zaten kız uyuyunca güç bela okuyorum,o da böyle gına getiren kitaplar olunca çok sinir oluyorum vaktimin gittiğine.
Neyse bitti şükür.
Röportajını aradım anlayan varmı acaba diye.
Yenişafakta sorulu bir söyleşisi var.
Anca anladım ne demek istediğini.
Velhasılı beğenmedim,kesinlikle tavsiye de etmem.

18 Kasım 2011 Cuma

ORUÇLU GÜNLER

Blog o melun günde kalmış.
Halbuki geçti gitti bayram seyran.
Bu bayram güzeldi.
Ziyaretler oldukça bayramın tadı çıkıyor.
Neyse malum haram aylardayız 84 gün olan kaza oruçlarıma başladım elh.
Hafta içleri tutup hafta sonları tatil yapıcam kendime inş.
Toplamda 8 gün oldu.
zaten saat 5 te okunuyor ezan.Acıkmaya bile fırsat olmadan iftar geliyor.
Bu günler kaçırılmaz.
Kaytarmaya bile çalışmıyorum o kadar fazla ki rakam.
Sahura kalkamıyorum bazen fero sağolsun.
Dün gece tam sahur zamanı 15dk ağladı,uyanıktı.
İmsak girdi fero uyudu taa uyanana kadar.
Hikmetinden sual olunmayan Rabbim işte.

7 Kasım 2011 Pazartesi

ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI

Evet çarşamba günü aldığımız düdüklü tencere cumartesi günü yani arefe akşamı patladı.
Birkaç saniyeyle kızım ve ben kurtulduk.
İşim bitti yorulmayayım diye ışığı kapatıp,ocağın dibindeki çekmeceyle oynayan kızıma hadi gel annecim dedim odaya geçtim oturdum ve paattt diye bir ses.
Hemen koştum mutfağa kapısında kızım duruyor.
Bir el almış kızı kapıya getirmiş,
fero arkasına baktı ve çığlığı bastı.
Kendimi o kadar kasmışım ki bacağıma kramp girecekti.
Işığı açtım ve dumanlar tütüyor ocaktan.
Tavan salçalı su.
Mutfakta gözümü gezdirdiğim heryer salçalı yağlı damlalar.
yaklaşık 3 saat mutfağı temizledik.
Fırını çektik altı yağlı salçalı yemek.
Feryal korktu ağlıyor kucağımdan inmek istemiyor.
Bir gün önce yerlerin derzlerini çamaşır suyuyla silmiştim,dolabın örtüsünü yıkayıp ütüleyip sermiştim.
Geçikirsem hepsinin rengi turuncuya dönecek.
Ve hala benimde korkum geçmemişti.
En önemlisi;kapak aspiratörün camına çarptığı için cam kırıkları doluylu ocağın üstü.
Zaten en tehlikelisi oydu.
Neyse temizledik,aclıktan bitap düşmek üzereyken pilavla geri kalan nohutu haşlayıp nohutlu pilav yedik,üstüne bir temiz duş,kendime geldim.
İnsan düşünüyor ölüme hazırmıydım?
Tabii ki değil.
80 günlük oruç kazalarım duruyor.
Ferom çok küçük ve ben gencim :((
Sadakalar karşı geldi ve Rabbim bizi korudu.
Bayramın konusu tabii ki düdüklüylü :)
Sanırım hata bende,Tam kısmadım altını ve kapağı kollarına denk gelecek şekilde kapatmadım.
Halbuki tencere yuvarlak,her halükarda kapanıyor ve bu bukadar önemliyse o boktan kullanma kılavuzunda neden belirtilmiyor.
Neyse bir korktuğum şey daha başıma geldi.
*
Aceleciliğim başıma bela.
kafaya koydum mu o bugün olacak.
Taktım düdüklüde nohut pişirmeye.
Nohutu aradım düdüklüyü aradım hemen o hafta yaptım vee götümde patladı işte.
Bence bu aceleciliğime bir tokattı.
Halbuki hadis var "aceleci olmayan neredeyse peygamber olacak" diye.
Bu boktan huyum babamdan miras.
O da geçen tv alacak benim kartla.
Habersizden bir telefon gelir,"zehra ben beyaz eşyacıdayım gelsene hemen buraya"
İlle hemen olacak.
Olmayacak arkadaşım olmayacak.
Olmamalı.
Yoksa patlıyor işte.
*
Bayram ziyareti de iyiydi.
Kimse kızıma harçlık vermedi.
Ben süsledim püsledim giydim topukluları :)
Bütün bulaşıkları ben yıkadım,ellerim tavuk ayağına döndü.
Neyse geçti gitti bayram.
Zaten bayram annemlere gidip çay içip yemek yemek.
Bu.

2 Kasım 2011 Çarşamba

SOSYAL VARLIKMIŞIZ GERÇEKTEN

Pazar günü zor şartlarda bir tencere yaprak sardım.
Salı annemlerde olunca 4 gün boyunca onu yiycez.
Bugün arkadaşa ziyarete gittik.
O kadar çok konuşacak mevzu varki çoğu yarım bile kaldı.
o kadar dalmışız ki pepe ihatta "zehra teyze susar mısın" ikazı bile aldım :)
Konuştukça açılıyorsun,biriktirdiğin şeyleri paylaşmak güzel birşey.
Neleri biriktirdiğini neleri önemsediğini insan sohbet ederken anlıyor.
Bebeler de sorun çıkarmadığında şarj olmuş bir şekilde o günü kapatıyorsun.
Yarın da kahvaltıya gidicem inş.
hava güzel olunca çocuklu kadınların sezonu hemen açılıyor.
Gitmen gereken yerleri hemen aradan çıkarıyorsun.
Yarın bebeği benimkinden küçük bir arkadaşa bebek görmeye gitcem.
Senden öğrenecek çok şeyim var deyince,kendimi dinledim,hemen götüm kalktı :)
İnş gıcık olduğum anne triplerine girmem.
Akıl vere vere şeddeli şeddeli ,ayy uyuz oluyorum,hemen bir demir sopa bulup kafasına kafasına vurasım geliyor öyle kadınların.
***
Yalnız; sürtmek, alışık olmayan bünyeye de pek gitmiyor.
Akşam eve gelince bir boşlukta hissi oluyor niyeyse.
***
Düdüdklü tencere fobimi kırıp aldık bir tane.
Şimdi tek derdim tasam onda nohut pişirmek.
Hani yapmadan ölürsem gözüm açık gidecek.
ne kadar takıntılı bir karıyım yafff.