26 Mart 2009 Perşembe

YAZIK OLDU YAZICIOĞLU NA

Kaçıncı oldu kazalardan kurtuluşu.
Bu sefer kurtulamadı işte.
koskoca bir ülkede düşen bir helikoptere günlerdir ulaşılamaması tek kelimeyle AYIP.
Yazık çok yazık :(
Hemen bulunsaydı belki şuan yaşıyor olacaklardı.
Aramalar devam ediyor,cesetleri tabii ki.
Hoş ,allahtan ümit kesilmezmiş.
Öldürmeyen allah öldürmez.
Kimbilir belki sağ bulunurlar.
Ama
Benim ümidim yok.
Biraz moralimi de bozdu bu durum.
Dirimize ne hayrı oldu ki bu ülkenin ,ölümüze ne hayrı olacak.
Çiçek açıklama yapmış:dağ taş aranıyor diye.
Efendim?
acaba bu kaza diğer bir ülkede olsaydı bu kadar uzun sürer miydi?
O kadar bütçeden pay ayrılıyor askerimize.
Yok mu bulacak bir teknik aleti.
Farzedelim askeri uçağımız düştü.
Böyle arayacakmıydık gene saatlerce?
Şayet böyleyse üzülürüm.
Değer vermemek de değil.
Ne diyeceğimi bilmiyorum.
Kızgınım.
Üzgünüm.
Muhafazakar bir insandı yazıcıoğlu.
Keşke büyük partilere girseydi de hizmette de görseydik.
neyse.
Ailesine sabır dilemekten başka bir durumumuz yok.
Bu arada olaylarda yozgat da geçiyor.
diyorum kendi kendime"bu yozgat hayırlı bir şeyle haber olmayacak mı?"

İKİ İTHAM ARASINDA

DİYARBAKIR’ın Ziya Gökalp Lisesi öğrencileri bir merdiven altı bulup namaz kılmışlar diye Radikal gazetesine ‘haber’ olmuşlar.(10.03.2009)
Okul müdürü Salih Tunç ise, burası eğitim yuvası.Okulda namaz kılınması mümkün mü? ‘ diyerekten hadiseyi reddetmiş, bunu yaparken de merdiven altında namaz kılmayı, merdiven altında esrar çekmekle eşdeğer bulan, ikisini de aynı derecede skandal sayan zihniyetin kodlarını teyit etmiş.
Bana sorarsanız, çoğunluğu müslüman olan bir ülkede birkaç kişinin çıkıp beş vakit namaz kılmayı emretmiş bir dinin gereğini yapması haber filan değildir.
(Bunu yaparken işlerini ya da ders saatlerini aksatmıyorlarsa, öğretmenlerin namaz kılın şeklinde bir baskısı yoksa).
Bilakis, ‘Namaz da ne, bu kelimeyi ilk kez duyuyorum, zinhar haberim yok’ diyenin durumu haberdir.
Ona bu takiyeyi yaptıran sistemin, kişileri ikiyüzlü davranmaya icbar eden yapının dayatmacı tutumudur haber analiz konusu olacak mesele.
27 Temmuz’dan beri devam eden AK Parti karşıtlığı, bu karşıtlığına temel bulabilmenin argümanlarını ‘laiklik’ten devşiriyor.
Argümanadaraldığında da, bu ülkede kendisine muhafazakar/dindar diyenlerin ‘samimiyetini’ sorgulamayı görev ediniyor.
Başörtüsünü kadını çağdışılaştırmanın, feodal ilişkilere bağımlı kılmanın; zorla evlendirilmenin, karanlık ve mutsuz bir hayatın sembolü olarak takdim etmeye çalışanlar,
‘ama bak, sevgilisi var’ deyince
‘vaay terbiyesiz, hem başını örtüyor hem erkeklerle fingirdiyor’
diyerek babaannem dönemini ortalayan tepkiler verebiliyorlar.
Muhafazakar kesim üzerinden çalınan ‘laikliğe tehdit’ çanları sustuğu an, ‘hayat tarzı’ oratoryosu başlıyor , ‘İmam Hatip’liler flört etmiyor, bara gitmiyor, normal değiller, ayyy sıkıcılar’...
Cevabın ‘yoo, bazen bizim aramızdan da flört edenler çıkıyor, iyi yemeyi, iyi gezmeyi, hayatı dolu dolu yaşamayı isteyenler oluyor’ olması ihtimalinde de
Bu karşı atak geliyor: ‘Ne biçim dindarlıkmış o?!’
Ağızdaki bakla büklüm büklüm dışarı fırlıyor sonra:
Doğru dürüst dindar da olamadığınıza göre, demek ki samimi de değilsiniz.
Ondan sonra gelsin ‘Bu adamların tek takıntısı siyasi sembol üretmek, bu adamların tek niyeti rejimi değiştirmek!’.
Ve rejim elden gidiyor, Laiklik tehdit altında çanları yeniden çalmaya başlıyor. Alın size kısır döngü.
İKİ İTHAM ARASINDA
Sizi bilmem ama benim başım şişti.
‘Bu adamların siyasi görüşlerini de dini görüşlerini de hayat tarzlarını da her halükarda yıpratacağız’ kararı vermiş olan medyatik taarruzun insaniyet namına bir karar vermesi gerekiyor artık.
‘Bu adamları’ laikliğe karşı olduklarını varsaydığınız için mi yıpratacaksınız, yeterince dindar olmadıkları için mi?
İlk ihtimal neyse de, ikincisi için demezler mi: ‘Size ne?’
Demezler mi ‘Başımıza Cübbeli Ahmet mi kesildin?’
Demezler mi ‘Ülkede demokrasi var arkadaş, son kertede din de benim günah da benim, git işine!’
Demezler mi ‘Dinime dahleden bari müselman olsa!’

NİHAL BENGİSU KARACA/HABERTÜRK
***
Ne kadar güzel yazmış.
yalnız bu kadın neden habertürk te onu anlamadım :(

24 Mart 2009 Salı

VE NİHAYET

Bugün itibariyle internetimiz bağlandı :)
bu bloga bilgisayar,fotograf makinesi ve internet olmadan başladım.
Hepsi sırasıyla oldu :)
Sıra geldi blogu adam etmeye :)
herşey sırayla...

OY VERMEYENİN ŞİKAYETE HAKKI YOK

Gülen,
"İster genel isterse de mahalli seçimlerde, imkanım olsa, borç para alır, biletlerini temin eder ve burada duran arkadaşların bile oylarını kullanmak üzere Türkiye'ye gidip gelmelerini isterdim. Hiçbir zaman şu ya da bu partiyi işaret etmedim.
Ne var ki, imkanı olduğu halde, mefkuresi hesabına faydalı gördüğü kimseler için izhar-ı re'yde bulunmayanların Allah katında mesul olacaklarına inanıyorum" şeklinde seçimlerde mutlaka oy kullanılması gerektiğini savunurken,
"İnanan bir insanın
-kendi ruh ve mânâ köklerinin yeniden neşv ü nema bulması niyetiyle-
inandığı istikamette oyunu kullanması,
üzerine bir vecibedir;
bu görevini yerine getirmeyen bir insan günaha girmiş olur." şeklinde görüşünü dile getirdi.
***
Hocamız gene yerinde konuşmuş.
Evet kıçını kaldırıp oy vermeye gitmeyen bir insanın şikayete hakkı yoktur.

21 Mart 2009 Cumartesi

FİLMLER & MİTİNG

Dreamer
küçük bir kız ve at yarışları.Ana konu bunun üzerine.
Bacağı kırılan bir at ve vefa duygusu.Ve nihayet yarışla kazanılan mangırlar.
Filmin finalinde yarış var.Sonunu tahmin etsenizde çok heyecanlı bir sahneydi.
Film bittiğinde kocaya sorduğum ilk soru :
-Aşkım , veliefendi hipodrumu nerde ?:)))
***
yedi yaşam.
bu da çok güzel bir filmdi.
7 kişinin ölümüne neden olan birinin başka bir kimlikle 7 kişiye yeni bir hayata başlamalarına fırsat vermesi.sonu biraz üzücüydü.Ama güzeldi
***
Yarın kısmetse - koca fikir değiştirmezse-kazlıçeşme deyiz.
Gerçi akllılık değil o gün dışarıya çıkmak ama :)
Bir günde heder olsun canım.
Tayyip i dünya gözüyle görmek istiyorum.
O atmosferi.
O kadar aynı mahallede oturdum hiç ama hiç görmedim.
Göreyim de rahatlayayım bakalım :)
Miting konusunda şerbetliyimdir.
İHL li olan herkes gibi :))
Babam derdi mitinge giderken : "karakola neyim düşersen ,sakın adımı söyleme ,ne bok yersen ye" :)))
Böyle çok destek verirdi peder :))
Kazlıçeşmede görüşmek üzere...

19 Mart 2009 Perşembe

İLAHİ BÜYÜKANIT :))

O günlüklerde dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın
“Aydın Doğan geldi söyledim. Her gün Milliyet’in birinci sayfasında bir türbanlı fotoğraf koymaya mecbur musunuz,” dedim.
‘Farkında değilim, bakayım’ dedi.
Ertesi gün de birinci sayfaya Hülya Avşar’ın poposunu koydular.
Ben ille onu yap demiyorum ki”
***
Ya inanılmaz güldüm :)))
Bugün şu anda beni güldürdünya allah da seni güldürsün paşa :))))
Bu arada aydın doğan nın yaptığı da bir nevi dalga geçme ...
Ay hala gülüyorum :)))))))

17 Mart 2009 Salı

DEVLETİMİN HASTANESİ

Her ne kadar üzerine düşülsede.
Çalışan aynı buralarda.
Genel cerrahiye gittim bugün.
Kontrol bir nevi.
İnternetten aldığım randevu.kadın doktor özellikle.
Bir gidiyorsun müjgan isimli kadın doktor,gözlüklü bir erkek asistana dönüşmüş :)
1-0
-Doktor bey yok,işi bitince gelecek.(ne kadar dakik bir açıklama)
-doktor bey mi doktor hanım mı?
-Müjgan hanım yok bugün asistanı var.
-hımmm( neden uyarı yok internette ya da ben asistana muayene olmak istemiyorum vs gibi istekler çok anlamsız oluyor)
bekliyoruz bakalım.
Bu arada kapıların üstünde isim listesi var.sıralı.güzel.saati ismi yazılı.
Ben beklerken benden sonrakilerin tık tık düşüyor isimleri.
Sabır çekiyorum.yok diyorum bu sefer maraza çıkarmıycam.
En son çıkan bir kadına diyorum pardon sizin muayene saatiniz kaç?
Tabii kadın kaşar.Eee benimki biraz geç
2-0
O zaman bütün cinlerim tepemde oynaşıyor.
Yani illa çat diye odaya mı dalmak lazım,insan gibi bekleyince enayi mi oluyorsun diye yüksek perdeden şikayete başladım.
Yanımdaki kadınlar diyor ki gir sende boşver gir gir.
Hayır bu duruma hep düşüyorum.
Ben doktorlara aslında ne kadar medeni bir halka sahip olduğumuzun gösterilmesini istiyorum.
Bir de branş, öyle çat kapı girilecek bir branş değil :))
İçerdeki hatunlar kıçlarını kaldırmadan direktifler veriyorlar ve hatta pc den gözlerini ayırmadan.
Tabii o anda ne kadar insani davranıldığı içinizden geçiyor.
ve bir kere daha neden geldim istanbula türküsünü mırıldanıyorsunuz.
Ama devlet hastanesi versiyonunu.
Kan verdim yarına sonuçları,ultrason da 1 mayısa :)
3-0
Aslında üşendim özele gitmeye.
Bir de her ay ssk kesintisi yapılıp da gidip özele para baymak,çok yakın hastane bana vs.
Yine de bir dahakine özele.
En azından muamele daha merhametli.
Bu arada devlet hastanesinde doğum yapmayı düşünüyorDum.
Özeller sezeryan yapıyor bir kündüne getirip.
Ama yok.
Kararımı değiştirdim.
Devlete gitmek yok.
İnsan evladına rastlama ihtimali çok ama çok zayıf.