5 Kasım 2008 Çarşamba

ANKARA KALESİ



Ankara kalesi var ama içine girilmiyor.
Uzun merdivenlerden kan ter içinde çıktık ama en tepede giriş yoktu.Demir bir kapı ve "girilmesi yasaktır"yazıyor :)
Etrafında da gecekondu evler.
İçkili lokantalar gırla.
Çok değişik geldi bana.
Bir tarafta çok süsülü eski evler bir tarafında da gecekondu köy evi.
Karışıklık vardı kalede :)
Zaten onca merdiven çıkıpda giremeyince bende hayalkırıklığı oldu.
Birde kalede gördüğüm sanki farklı bir şehir.
Atakulede bile bakarken bir şeyler arıyorum ama bulamıyorum.
Sanırım aradığım denizdi :)

ROMA HAMAMI







Bu müze çok enteresandı.
Giriş ücreti 3 ytl.
3 kişiydik.Gişedeki memur çok komikti.
Bize bakışlarıyla hayırdır der gibiydi.
Onun resmini çekmek isterdim :)
Tek başımıza yukarıdaki eski hamamı gezdik.
Bir allahın kulu da gelip şöyledir vs anlatmadı.
Kendi çapımızda tasvir ettik,şurda soyunuluyor şurda yıkanılıyor.
Ama yinede insanın aklı almıyor.
Mesela küçük tuğlalar var nokta nokta.Ne demektir çözemedik.
Yani sırtlasan götürsen kimsenin ruhu duymaz.
Çayır içinde olduğu için sinekler de eşlik ettiler bize.
Fiyasko idi romalı kardeşlerin su dökündüğü yer :)))

HACI BAYRAM I VELİ



AGUSTOS TAPINAĞI
Türbe öyle çok da güzel ve nezih olmayan bir semtteydi.
Bentderesiydi sanırım.
Çingene mahallesi gibi.
Türbe aynı burdaki eyüp sultan misali.
Etrafında dini obje satan esnaflar.
Fonda hiç sevmediğim o çok hareketli oynak ilahiler.
Burnunuza arada gelen misk-hacıyağı kokuları.
Enteresan ,türbenin yanında,bizans döneminden kalma agustos tapınağı var.
Dimdik de ayakta.
Hava da pek güzel olmadığı için o gün bende pek de içaçıcı bir izlenim bırakmadı hacı bayramı veli.




ANKARA YA DEVAM

Ankara nın sembolü.
Bu heykel benim çok hoşuma gider.
Gözrünce hemen kaydettim zaten.
Ulus-Sıhhıye meydanı.Dolmuşların kalktığı yerlerden tıp fakülteleri görülüyor.
Binaların tepelerine yazmışlar ankara tıp vs.
Dolmuşta kalkmayı beklerken bende tercih listeme yazmıştım ankara yı,onu düşündüm.
Ve bu heykele bakınca artık aklıma yapığım tercihlerim geliyor :)

4 Kasım 2008 Salı

HAFTADA 3 GÜN BALIK

Dün eve gider gitmez akşamdan hazırladığım hamsileri tavaya yerleştirdim.
Patates,soğan,hamsiler,maydonoz,domates sosu ve limon.
Birazcık da su.
Onlar olurken salata yaptım bir kova :)
Güya koca gelmeden yetiştirecektim.
Nedense hala elim mi yavaş anlamadım yetiştiremedim.
Biracık bekledik.
Ama müthiş şiştik balıktan sonra.
Bugün kalan postayı yapıcam.
Haftada 3 gün balık yemek fevkalade faydalı imiş.
Ayıkladıktan sonra yapmak mesele değil ama ayıklamak biraz zor.
Ama gene de herşeyine değiyor.
****
Pazar günü arkadaşımdan davet msjı gelmişti.
Gün yazmayı unutmuş.Sizi davet etmek istiyorum deyince ben anladım ki kocayla beni.
Yoksa bana siz demez.
O gün aramadım işyerinden müsait olnca gündüz ararım diye.
Keşke arasaymışım.
Çünkü pazar günü buluşmuşlar.
Ve kızlardan hiçbiri de beni çaldırmadı bile.
İnsan arar hayırdır gelmiyormusun diye.
Alındım hemde çok.
Hata bende de var.Ara msjı görünce.
Olsun.
Bu ilk değil sanırım son da olmayacak.
Yaş ilerleyince zaten fazla arkadaşın olmuyor.
Olanlarıda harcayamıyorsun.
Ama kırılınca da ben pek eskiye hatır etmiyorum.
Neyse.
Olacak böyle çizikler.
Netekim insanız.

PASTIRMA YAZINI YAKALAMA

Pazar günleri dışarı çıkmıyorduk ne zamandır.
Bu sefer güneş iyice ayartınca cumartesiden kararlaştırdık pazar gezelim biraz diye.
Hoş uyanıp kahvaltı gazete faslı derken yine 3 gibi çıktık dışarı.
Dışarı diyorum çünkü program yapamadık.
Zaten ümraniyeden bir yere gidelim demek biraz eziyet.
Her zamanki yürüyüş parkurumuzu seçtik.
Beylerbeyi tünelden sonra inip üsküdara kadar yürümek sahil boyu.
Arada fethi paşaya çıkalım çıkmayalım oldu.
Neyse otobüste biraz pişman olduk çıktığımıza.
Trafik ve kalabalık bir otobüs yeter neden için.
Atınca kendimizi sahile ,yavaş yavaş yürüdük.
Kuzguncukta bir pastane var.Her zaman tepsi tepsi galete,kurabiye yaptığını görürdüm penceresinden.
Yoğunda olurdu.
Bu sefer de biz denedik almayı.
Gerçekten ucuz ve güzeldi pastaları.
Hemde fırından yeni çıkanları verdi.
Sıcacıktı pastalar.
Tıkındık yol boyu :)
Birde üsküdarda müdavimi olduğum kumpirciden kumpirleri paketleyip doğru eve.
Hamsi de aldık 1 kg.Hafta başına hazırlık.
Eve gelince hemen ben kafalarını kopardım koca da kılcıklarını ayıkladı.
Öyle oturduk kumpirlerin başına.
İyikide öyle yapmışız.Yoksa o kumpirlerden sonra imkan yok o işi yapamazdık.
Biraz mideler ferahlayınca çay eşliğinde Matt damon,angelina jolie nın oynadığı robert de nironun yönettiği "kirli sırlar" filmini izledik.
Fena değildi film.
Ama hafta sonumuz güzeldi :)

AĞIR MİSAFİR

Evlenmeden önce ablamla anlaşmıştım.
Öyle zırt pırt damlamayactım :)
Şimdi istesemde zırt pırt gidemiyorum.
Hafta sonları özellikle cumartesileri gidiyoruz.
Haftada bir gün gidince ağır misafir oluyoruz haliyle.
O yüzden mutlaka çayın yanına tatlı yapar ablam.
Kocayla tatlıcı olduğumuz için.
Bu seferde ıslak kek yapmıştı.
İçine hiç yağ koymamış.Yalnız bizim öyle bir isteğimiz yoktu ama sanırım kendisi bizdeki kilo artışına müdahale etmek istiyor kendi çapında :)
Yine de üşenmeyip uğraştığı için seviniyorum.
Yine kalabalık oldu ortam.
Yeğen gelince zaten ortalık karışıyor.
O da iyice büyüdü.
Kriz yaşlarında.
2,5 ile 3 yaş arası felaket bir durum.
Allah anasına babasına sabır versin.
Cumartesileri annemlere giderken cd aldığım dükkana da uğruyorum.
Yine 5 tane kiraladım.
Toplam kocayla izlediğimiz filmler 88 tane olmuş.
Not alıyoruz izlediğimiz filmleri.Ondan sonra da puan veriyoruz.
Kendi oscarımızı yapıyoruz yani :)
Erken kaçtık annemlerden.
Zaten en güzeli tadında bırakıp kaçmak.
Eve gelince oturduk Al Pacino ve Russel Crowe un oynadığı köstbek filmini izledik.
Sonrada bir uyuduk pir uyuduk :)