8 Nisan 2008 Salı

İNTİKAM YEMİNİ


Başlık yanıltmasın.

Mersin Tarsus taki kan davası görüntülerine baktım.12 yaşındaki çocuk babasının naaşına sarılıp haykırıyor : onlar bizden 5 can aldı biz onların kökünü kazıyacağız.

Artı bu çocuk 12 yaşında ve hiç okula gönderilmemiş.

Ayakkabı boyacılığı yapıyor.

Kızmak mı lazım üzülmek mi anlamıyor insan.

Bu kan davası ve güney doğulu vatandaşlarımızın gerçekten acil planlar,projelerle ele alınması gerekiyor.

bu çocuk ben eminim büyüyünce öldürecek daha doğrusu onların dilinde intikam alacak.

Bu arada ölenlerin birisinin 12 çocuğu var.Kadın dul kaldı 12 yetimle.

Burdun buradan yakın.Kime neye yaradı şimdi.

Kim karlı çıktı.

Çocukları yapmışsın 12 tane ülkeye yatırım için diyeceğim ama okula göndermemişsin.

Çok acil rehabilite edilmesi lazım o yörelerin.




7 Nisan 2008 Pazartesi

İLK ETAP BİTTİ

Sınavlarda ilk etap bitti.
Sanki tatil olmuş havasındayım.
Finali bütü yokmuş gibi.
Ama cmt ve pazar günleri çok yaman geçti.
İlk sınav Bağlarbaşı ndaydı.İlköğretim.İki büklüm 2 saat 20 dakika yamuldum kaldım.Sıraları tahmin etmek hiç zor değil.Bacaklarım resmen sığmadı.Yan oturdum ve büküldüm.
e tabi öğlenki sınava sırtımda ve belimde derman kalmadı.Yastıksız yattım o gece.Genede dinlenmedi.
Sınavım nasıl geçti sorusuna cevabım gayet netti.Bilmiyorum.
Alttan dersimin soruları gayet tanıdıktı :)Ama enteresandır cevaplar o kadar aşina değildi :(
Optik okuyucunun insafına kaldım.Attıklarım tutsa bari.
Bazı dandik dersler ve iş kolları çıktı.Pazarlama yönetimi.yönetim bilgi sistemi.Ne anlatıyor bu dersler hiç anlamıyorum.Paragraf sorusu bile değil.Keşke olsa onlarda iyiydim.
Korkum bu dandik sözel derslerden kalmak.Sayısal derslerden korkmuyorum.Nihayetinde çalışınca kafa basıyorsa tamam.Ama bu dandikler öyle değil.
Mesela isminden örnek vereyim.
Yönetim bilgi sistemi asıl adı.Bilgi yönetimi sistemi.sistem bilgi yönetimi diye çevir babam çevir.
Saçma sapan işler.
Neyse hayırlısı.
*****
Bir gün açıköğretimli olmanın handikaplarını anlatıcam.
****
Ahdetmiştim vizeler bitince kitap okuycam hemen bir tane diye.
Kitabım türk edebiyatında yazılmış ilk polisiye roman.
Ahmet Mithat Efendi nin.Esrar- ı cinayat :)
Osmanlıca az buçuk var.Gerek ihl li olmam gerekse risale okumalarımdan kalan.
İlk aldığımda koca başladı ama 15 sayfaya kadar gelebildi.
Hem polisiye hemde alttaki kelime manalarını takip etmek birazcık zor tabi :)
Ama kitap enfes:)
Dün koca yattıktan sonra bırakamadım.Ama devam edemedim yatmak zorunda kaldım.
Bir pasaj aldım aşağıya :)

""Büyükdere merkezinden mülazım Mehmet Ağa yanında köy imamı ve iki muhtar ve üç zaptiye olduğu halde bizden evvel mahal-i cinayete vararak naaşların asıl yerlerini ve vaziyetlerini değiştirmek gibi harekatta bulunmuştur ki,müstantikin (dedektif-sorgu hakimi) vürudundan evvel bu misillü hareketlerin bilahare tetkikat ve tahkikatı düçar-ı müşkilat edeceği malum-ı ali-i mutasarrifileridir.bir mahal-i cinayet ne halde ise müstantik vürut edinceye kadar o halin asla tebdil edilmemesini çend defadır arzeylediğim halde henüz bir semeresi görülememesi şayan-ı teessüftür.""

Yaniii olay inceleme kriminal yani gelinceye kadar cesetlerin yerini değiştirmeyin dedim kaç defadır ama hala sonuç vermedi gene köy imamı ve birkaç memur gidip cesetleri alıp götürmüşler :))
Polisiye tarafı da çok güzel.
Tavsiye ederim.
Ben romanıma devam edeyim.
Nerde kaldıydım hımmm "....yirmi yaşımı az tecavüz eylemiştim ki pederim vefat eyledi......

2 Nisan 2008 Çarşamba

MUHALEFET MİYİM ACABA

Dün arkadaşım telefonda diyor ki
"zehra blogunu okuma fırsatım oldu.kızım senin sonun iyi değil.karakollardan toplamayalım seni bak bigün.zaten havalar kötü"
bu serzenişi başka bir arkadaşım daha yapmıştı.
Bende diyorum "bana kadaaaaaar dışarısı akşam olur":)
Hatta IP numarandan yakalarlar diye.halbuki benim blog adım zaten pek bir gizli maşallah.
Tas gibi ortadayım.
Hoş insanların hala akıllarına "kötü" birşeylerin gelmesi çok enteresan bir durum.
Yani hala darbe vb şeylerin olacağını,olabileceğini tasavvur edebilmek.
Aslında kötü bir şey.
Neyse.
****
Sınava kaldı 2 gün ve ben tekrar yapamadım hala.
Bugün işler yoğundu ikiye kadar.
Ben anlamadım bu piyasayı.
***
Dün sütlac yaptım.Geçen sefer yaptığım çok koyuydu.
Bu seferki aşırı cıvık oldu.Tek tesellim akşama kadar yoğunlaşması.
Çok hafif bir tatlı.
Ve iddia ediyorum annem kadar tadını ayarlayan bir kadın yok.
Tarif alayım dedim ilk yapışımda.
Evet annemin sütlacı :
Bir koşam princi yıka suyla kaynat.prinçler yumuşayınca sütünü ekle.bir cimcik kaynat şekerini ayarla nasıl istiyorsan.
Ne kadar açık ve seçik bir tarif di mi :)
Anne ne kadar prinç,suyu ne kadar diye sorma gereği duymamıştım açıkcası:)
Anlamaya çalışmayınca böyle saçma sapan şeyler yapıyorum.
Ya da ben boşuna mutfakla uğraşıyorum.Elimin ayarı yok dilim gibi.
Lezzet dünyası bana göre değil sanırım.Zaten tehlikeli de bir dünya.
Tayyip amcamın dediği gibi "herkes kendi işini yapsın" :)
İyi de hacı benim işim ne ki?





28 Mart 2008 Cuma

NELER YAPSAK ?

Mili gazetede şevket eygi zor günlerden geçiyoruz ibadetlerimize itina gösterelim,dedikodu yapmayalım,abdestsiz gezmeyelim vs diyor.
Hani ortalık karışık ya.
E zaten biz bunları adam gibi yapmadığımızdan Allah da bize huzur nasip etmiyor işte.
Dini ,imanı, ibadeti, Allah ile benim aramda diye yalap şalap yaptık ya da yapmadık.
Kimseye burnumuzdan kıl aldırmadık.
Millete en büyük müslüman kadın/adam benim havalarında, onu nefret ettirecek nasihatlerde bulunduk.
İfrat ile tefriti yine karıştırdık gene oramıza buramıza bulaştırdık,berbat ettik.
Şimdide bekle bakalım ne zaman ortalık karışır,düzen bozulur.
Düzeni bozduk şimdi ne zaman başımıza patlayacak onun telaşındayız.
Ben kendi adıma diyorum "hatam var namazlarda ülkem adına pek dua etmedim".
Şimdide her haber okuduğumda diyorum belki etseydim bu kadar üzülmezdim.
Mübarek gün özel dua etmek lazım.
Nasılki canımız yandığında içli içli ediyoruz hani.Onlardan.Şimdi yılan pek dokunmuyor ama yakındır rahatımızın bozulacağı günler.O yüzden biraz ciddiye almak lazım duayı.
Genel manada düşündüm geçen gün.
Acaba biz millet olarak neyi yanlış yapıyoruz da bir türlü -çeyrek yüzyıl-rahata eremedik.
Ta al baştan.Yani neden bir türlü atağa kalkamadık.
Ne zaman ipimizi verdik,kimlerin eline?
Bir türlü kurtulamıyoruz ,tam kurtulacağız hoop tekrar dön başa.
Yani insan bu kadar mı sevmez ya ülkesini,milletini,insanını.
Hayret!!!
Tamam insanın aklına geliyor bir şeyler ama.
Neyse bu kadar karamsarlıkda caiz değil.
Ümitvar olmak lazım.
Zaten dua allahtan umut beklemektir.
Annemin dediği " aaa o ekmek,tüp kuyrukları yok daha ne istiyonuz"
Di mi ama :)
Ölümü görüp sıtmaya razı olmak.
Ya da Almanın sosyal devlet haklarını okuyup iç geçirmek.
Onlarda vatanını milletini sevmeyen şerefsiz yokmu ki ???

27 Mart 2008 Perşembe

MEMATİ YAŞAYACAKMIŞ :)

Evet yaşayacakmış memati.
Anketler,mesajlar,bloglar gırla bu konuda yazıyor.390.000 kişi pana filme mesaj göndermiş "mematiyi öldürmeyin" diye :))
Fanatizm işte.Okuyunca güldüm çok.Birde derler bu karılar dizi hastası.Erkeklerin ipliği-dizi hastalığı -kurtlar vadisi ile pazara çıkmıştı çok şükür.
Buda başka versiyonu işte.
Ulan memati ölse ne ölmese ne.
Mala davara ne faydası var ki.
Ay sonu kiranı,vergini mematimi ödeyecekti :)
Bunları yazarken maç izleyen kocasına eziyet etmek için "karnınımı doyuruyor futbol"diyen embesil kadınlar gibi hissettim kendimi :)
İnsanlar kendilerini rahatlatacak birşeylere sarıyor akşamları mecbur.Buda o biçim bir şey yani.
Bizim evde tv olmadığından ne mematinin hayatı ne de gelin ferhundenin işleri bizi geriyor :)
Karı koca kendi güççük dünyamızda yaşayıp gidiyoz.
Ablamdan aparttığım FM yerine elimizi ve de kıçımızı çeken radyo tek elektronik mekanizmamız :)
İşin komik tarafı geçen gün Kongar - Çandar ikilisini DİNLEDİK.
Ahmet Hakanın Tarafsız bölgesi radyodaydı.
Bu arada açık oturum yıldızlarını seslerinden tanımak çok komikti :)
Birde Haydi gel bizimle ol radyoda verilsin başka da bişeycik istemem allahımdan be ya :)
Bu pazar arkadaşa gidicez.hedaye bakmam lazım.
Öteki pazar vizeler var.
Bu gün okulları aradım nerdeler,nasıl gidilir gibisine.
Amcam çok komikti.
"çinili garakolunda in şindiki adı cocuh şube müdüllüğü.İndinmi garşıya geç.sola döndünmüydü 100 metre eleri yürü çıhar garşına :)
Eminim karşıma bir yaratık çıkacak :)))
Diğer okullar basit.Minibüs yolu üzerindelermiş.İyi bir evsahipliği yaparlar umarım :)
Şu sınavlar bir geçseydi.
yapacak çok şey var aklımda inş.

24 Mart 2008 Pazartesi

HAYATIMIZ

Neredeyse bir hafta olacak yazmadım birşey.
Neler değişti? Hiçbirşey.
Pislikler günyüzüne çıktı ve merakla beklemeye devam.
İnsanın bazen hafsalası almıyor.
Ne menem bir iktidar mücadelesi bu böyle ya!
Kriz çıksın,ortalık karışsın AKP insin.
Ya sen böyle ufak hesapların peşindeysen sana partiler kurban olsun.
Niye bu millete eza çektiriyorsun.
Milletin umurunda mı sanki ha Ahmet ha Mehmet.
Kimin olduğu o kadar da mühim değildi.Yeterki millet rahat etsin.
Yoksa kimsenin tayyip erdoğan'la kan bağı yok.
Kara kaşına kara gözüne hasta değil insanlar.
Biraz rahat yüzü görmek istiyorlar okadar.
Yarını korkmadan düşünmek,rahat rahat yatırım yapmak,istihdam yaratmak,kazanıp kenara üçbeş kuruş atabilmek,huzurlu uyumak istiyorlar sadece.
Bunu kimin ya da hangi partinin yaptığı mühim değildi.
Ki bu zaten geçmiş seçimlerde belli olmuştu.
Bu insanlar hep sağ partileri sırayla iktidar yapmıştır.
Partizan değil hiçbiri.CHP liler hariç.
Ha onlarında zaten neyi istedikleri ortada.
Bu millete bu reva görülüyor.Yazık !
Köşe yazısı okumak istemiyor canım artık.
Korku romanı gibi hepsi.
****
Dün yozgattan kuzenim geldi.Vefat eden amcamın karısıyla.
İstanbul kaçamağı.
Yengem rahim kanseri.2000 yılından beri çekiyor.2005 de amcam aniden vefat edince bünye de artık kendini bıraktı.
Dün anladım gerçekten hasta ziyaretinin neden hep salık verildiğini.
İnsan şöyle bir düşününce anlıyor,herşey yalan.
Oturup,yatamamak,ağrı kesicilerle durmak,zaten eski bedenin,güzelliğin seni terk etmiş.
Yenge nasıl torun sahibi olmak dedim.
herşey sağlıkda güzel,gözüm ne torun görüyor ne torba dedi.
Ki torun sahibi olmayı çok isterdi.
Akşam eve gelince düşündüm.
Ne için herşey?Tamam ölücez bunu hepimiz biliyoruz.O gün belli olmadığı için ölene kadar kendimizi dünyada oyalıyoruz.
Ama işte oyalarken ne kadar kendimizi,sağlığımızı,hastalığımızı düşünüyoruz acaba.
Günlük sıkıntılarla sabrımızı,vücudumuzu yiyip bitiriyoruz.
Hep düşünmek lazım şu dert ettiğim şeyi bir sene sonra ne kadar hatırlıycam acaba.
Hiç unutmam kendi ders notum gibi.
2 mayıs 1999 öss ye giricez...acaba 3 mayıs olacak mı derdim :)
İşin enteresan tarafı sorular çalındı sınav bir ay ertelendi.hani rüyanda görsen inanmazsın.
Ve işte ben o bir ay sonra hangi gün girdiğimi hatırlamıyorum.
Ozaman benim için hayatımdan daha önemli olan şeyin tarihi hatırlamıyorum bile :)
Her sıkıntıda bu gelir aklıma.Geçecek zehra hemde hatırlamayacaksın bile derim kendi kendime.
İş, o geçerken kendini hırpalamamak.
işte gözümüzün önünde hasta olan insanlar.
Sende öyle olabilirsin.Hiçbirşey belli değil.
Yarın belli değil.
Dün geçti.
Elde var bugün.

18 Mart 2008 Salı

İNSANOĞLU İŞTE :)))

YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açtı...
*
Bunu duyan Başbakan Erdoğan, hukuka büyük saygısı olduğu için, "Yargıya intikal eden konular üzerinde konuşmamız yanlış olur" dedi.
Meclis Başkanı Toptan da, devleti temsil eden, sorumlu bir siyasetçi olduğunu kanıtlayıp, "Türkiye bir hukuk devletidir, Anayasa Mahkemesi’nin en doğru kararı vereceğine inanıyorum, herkes hukuka güvensin, müsterih olsun" dedi.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise, her zamanki gibi mantıklı ve olgundu, "Adalet Bakanı olarak, yargıya intikal eden bir konu hakkında yorum yapmam uygun olmaz, ancak şunu söyleyebilirim ki, siyasilerin kendilerini, davranış biçimlerini çek etmelerinde fayda var" dedi.
Eski Adalet Bakanı ve şimdiki Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise, dayanamadı, vatandaşın duymak istediği en doğru cümleleri kullandı, "Hizmet için seçilenler, kavga çıkması, gerginlik olması için olaylara adeta çanak tutuyorlar, çok net iddia ediyorum, partinin kapatılmasını en çok siyasiler istiyor, yoksa bu kadar ahmakça politika güdülemezdi" dedi.
*
Ama ne zaman dediler bunları?
DTP için dava açıldığında!
*
Şimdi ne diyorlar?
"Garabet..."
"Yüz karası..."
"Halkı da kapatın bari!"
"Görülmemiş utanç..."
"Savcı yargılansın!"
"Savcı da ölümü tadacak!"
*
Zaten anlatmaya çalıştığımız bu...
Hukuk, bir gün herkese lazım!
YILMAZ ÖZDİL Hürriyet 18.03.2008
***
Okuyunca güldüm nedense :) hakikaten insan kendi başına gelince çok da objektif olamıyormuş :)
ama iyi yazmış yazar hakkını yememek lazım.